Ayşe Sayım

Kendisinin ne hissettiği hakkında hiçbir fikri olmayanlar, çevrelerindeki kişilerin ne hissettiğini anlamaktan tamamen acizdirler.
Reklam
8/10
·117 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 09:33
“Birini sevgimden ölecek kadar çok sevebileyim isterdim”. Kincaid‘in kadın karakter yaratma başarısı deyip susmak isterdim ama elbette bu kadarla kalmayacağım. Lucy’yi ilk kez ingilizce aslından okudum. Ama kitabın derinliğini kavrayamamıştım. Bu sebeple türkçe çevirisini dört gözle bekledim, ve değdi. 19 yaşında genç bir kadın olan Lucy, doğup büyüdüğü Karayipler’den ABD’ye çocuk bakıcısı olarak çalışmaya gelir. Tropikal bölgeden dört mevsimin yaşandığı bir ülkeye gelmenin şokunu yaşar önce. Yavaş yavaş yeni ortamına alışmaya çalışır lakin içinde bir türlü kapanmak bilmeyen bir boşluk vardır. Annesi ile olan iniş çıkışlı, sevgi ve nefretle örülü ilişkinin yarattığı boşluk. Uzun süre annesinden gelen mektupları açmaz. Her ne kadar bir kopuşu arzulasa da, bu kaçınma hali hala annesi ile kurduğu bağın -kusurlardan ve yaralardan mürekkep olsa da- ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Annesi Lucy’yi hiç sevmemiştir ve Lucy bu sevilmeme halini bir yara gibi kalbinde taşır hayatı boyunca. Yaşadığı onca ilişki ve cinsel deneyime rağmen hiç bir erkekle sağlıklı bir bağ kuramaz, kimseye gerçek anlamda aşık olamaz. Ve Lucy’nin şu cümlelerle bitirir “Birini sevgimden ölecek kadar çok sevebileyim isterdim”. Yazarın bir diğer kitabı olan Annemin Otobiyografisi kadar güçlü bulmasamda çok derin bir anlatı Lucy. Anne kız ilişkisinin ötesinde, coğrafyadan kaynaklanan insan farklılıklarına da dikkat çekiyor. Irkçılık, ayrımcılık, kadınlık, annelik, cinsellik yazarın gezdiği sular ve çok iyi iş çıkarıyor. Teşekkürler Kincaid. Yine kalbimi çaldın.
LucyJamaica Kincaid · Jaguar Yayınevi · 2025594 okunma

Ayşe Sayım

, bir kitap okudu
8/10
·400 syf.·
32 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 10:02
·
2025 66. kitabı
Marcel Proust
8.5/10 · 5,2bin okunma
9/10
·248 syf.··
2025 63. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2025 09:15
“Odessa’daki şu meşhur oğul gibi-sanırım bir çok erkek evlat gibi-ben de, “mutlu bir adamın oğlu olsaydım keşke babam malı mülkü arasında geçirseydi son günlerini” diyordum. Ancak telemakhos‘tan farklı olarak, ben 25 yıl sonra hala babamın “sır ölümüne ve sessizliğine “dayanmak zorundayım.” Gelmiş geçmiş bütün katillerin günahı Kabil’e yazılacak derler. Sanki o kardeşi Habil’i öldürmese yeryüzünde başka hiç cinayet işlenmeyecekmiş gibi. İşte benim de bütün göç öykülerinin günahını Homeros’a yükleyesim var. Belki o, tüm acıklı göç anlatılarının atası sayılabilecek Odessa’yı yazmasa yeryüzünde başka hiç bir göç hikayesi meydana gelmezdi. Göç kadar dönüşe de yazgılıdır insan. Bu kitapta göçü de içinde barındıran bir dönüş öyküsü okuyoruz. Hisham Matar Libya’da Kaddafi rejiminin sıkı muhaliflerinden biri olan Cebelle Matar’ın oğludur. Bir dönem devlet görevinde yer alan Cebelle Matar ülkedeki politik atmosferin değişmesinden ötürü güvenlik için ailesini yurt dışına gönderir. Yıllarca sürgünde kalan oğul Hisham Matar hapiste kaybolan babasının izini sürmek için Kaddafi rejiminin devrilmesinden sonra ülkeye geri döner. Anlatı geçmiş ve gelecek arasında gider gelir durur. Çok fazla göç ve dönüş hikayesi okudum ama bu denli akıllara durgunluk verenine ilk kez rastlıyorum. Libya’ya dair bildiklerim haberlerde duyduklarımdan ibaretti. Ülkenin yakın tarihine dair nerdeyse hiç bilgim yoktu. Nitekim Osmanlı’nın yıkılışından sonraki Libya tarihine dair genel olarak çok bir bilgi yok yazarın anlattığına göre. Otobiyografik bir anlatı olan bu eser bir yönüyle anılar üzerinden Libya’nın yakın tarihindeki toplumsal olaylara da ışık tutuyor. Muhalif olduğu gerekçesi ile tutuklanıp hapislerde kaybolan insanlar, iç karışıklıklar, savaş…Tek kelime ile kan donduran bir anlatı. Her şey
DönüşHisham Matar · Siren Yayınları · 2024256 okunma
Hayatımın onca yılına hasrettim, uğruna ölmek istediğim, en büyük aşkımı yaşadığım kadın, aslında hoşuma gitmeyen, tipim bile olmayan bir kadınmış meğer.