Yazarın işidir merceği eline alıp okura bambaşka bir odak noktası sunmak. Saramago okuduğum tüm eserilerde bunu yapıyor. Bambaşka gerçekliklere kapı aralayıp, insana hiç aklına gelmeyecek şeyleri düşündürüyor.
Jose Saramago Büyülü Gerçekçilik sularında gezen bir yazar. Ayrıca alegorik roman türünün başarılı temsilcilerinden biri. Mesela koca bir şehri saran bulaşıcı bir körlük hastalığı, bilinmeyen bir adayı arayan gezginler, ölüm denen olgunun bir şehri terkedip gitmesi ve kimsenin artık ölmemesi, başını alıp okyanusa bir gemi gibi açılan ülkeler vs. İnsanın hem aklıyla hem ayarlarıyla bir güzel oynayan temalara; din, politika ve toplumsal düzen eleştirisinden de biraz biraz katıp, mevzuları gözümüzün önünde hallaç pamuğu gibi atıyor.
İmreniyorum doğrusu. Bir yazar aklını zırh gibi kuşanıp, kalemini bir kılıç gibi bileyip, böylesi bir cesaretle savaş açabiliyorsa insanlığı eskiten ama kendisi hiç eskimeyen böylesi mevzulara, içindeki bilinmez yolları yürümüş, gediklerini kapatmış, artık dışarı açılabiliyor demektir. Öyle ya, bazılarımız içimizdeki savaşlardan galip çıkabilme kudretine bile sahip değilizdir.
Neyse lafı yine uzattım, kitaba geleyim. Bu eser mini bir peygamberler tarihi kitabı gibi aslında. Kabil, bildiğimiz Kabil, Adem ile Havva’nın oğlu. Hikaye Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yedikleri için cennetten kovulmaları ile başlıyor. Dünyaya gönderilen Adem ve Havva yeni yaşamlarına uyum sağlamaya çalışıyorlar ve bir sürü de çocukları oluyor.bunlardan Kabil bir gün öz kardeşi Habil’i öldürüyor ve tanrı tarafından lanetleniyor alnının ortasında siyah bir leke beliriyor. Sonrasında Kabil bir yolculuğa çıkıyor. Biz de onunla birlikte Eski Ahitte ve aynı şekilde Kuran’da yer alan Peygamberlere dair bir çok hikayenin içine sürükleniyoruz. Nuh’un gemisinden Lut
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İnsanlar kanepeme uzanıyor anlatmaya başlıyorlar.”
“Kulağı rahat ve hoş geliyor.”
“Hakikat nadiren hoştur”, diye itiraz etti Freud sonra cebinden çıkarttıgi lacivert mendile öksürdü.