📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bugünkü Ukrayna sınırları içerisinde yer alan Çernobil şehrini çoğumuz 1986’da yaşanan Nükleer Santralin patlaması sonucu meydana gelen facia dolayısıyla duymuşuzdur. İngilizce konuşma grubumuzda -nasıl olduysa- konu buraya geldi. Tarihi olaylarla ilintili anıları dinlemeye bayılan ben, o günün Sovyetler birliği sınırlarında kalan Doğu Almanya’da yaşananları can kulağı ile dinledim. Sonraki günlerde de araştırmalarım devam etti. 2019 yapımı Çernobil dizisini izledim sonra, derken kendimi bu kitabı okurken buldum. Ne yalan söyleyeyeyim, düşünsel serüvenimde yolumun bir gün Çernobil’e düşeceği hiç aklıma gelmezdi.
Çernobil’i ilk ne zaman duydum hatırlamıyorum ama Lise birinci sınıfta biyoloji öğretmenimizin Çernobil faciasına dair anlattıklarını hiç unutmuyorum. Patlamadan sonra ortaya çıkan radyasyon bir hafta içinde bizim karadeniz kıyılarına ulaşmış. Doğu Karadeniz ülkemizde çay bitkisinin yetiştiği tek yerdir. O sene dünyanın bir çok yerinde radyasyona maruz kalan tarım ürünleri imha edilirken Doğu Karadeniz’de üretilen çay üzerinde radyasyon tespit edilmesine rağmen piyasaya sürülmüş. Okulun çaycısından çay isterken bir radyasyon versene diye dalga geçerdik dedi hocamız. İzahı olmayan şeyin mizahı olur hesabı.
Bu ironik hikayeyi dinlerken 86’da Çernobil’de insanların başına nasıl bir şeyin geldiğine, doğup büyüdükleri toprakları geri dönmemek üzere nasıl terketmek zorunda kaldıklarına dair en ufak bir tahayyülüm yoktu elbette. Felaketin kaç tonu vardı bilmiyorum ama bu en koyularından biriymiş, bu kitabı okurken öğrendim.
Rus Gazeteci ve yazar Svetna Aleksiyeviç’in kaleminden çıkmış muazzam bir eser. Çernobilden sonraki süreçte o çevrede yaşayan insanların yaşadıklarını kaleme almış yazarımız. İlk başta bir gazetecinin kaleminden çıkmış, dümdüz bilgiler içeren,
İşin en güç yanı, her şeyin nefretle dolu olmasına karşın kendinden nefret etmemek, nefrete yenik düşmemek olacak; kendinden nedensiz yere nefret etmemek, kendine de başkalarına olduğu gibi adil davranmak.
İnsanın kendi gibi olanların yaşamlarına ait sıradan haberlere gereksinimi var, sadece kendi aczinden kaynaklanma düşük kırıklığının öldürücü iğnesini kırmak için olsa bile.