Ayşe Sayım

Ayşe Sayım
Hukuk, Doktora Öğrencisi
Ölüler yargılarla, yaşayanlar ise sevgiyle beslenirler.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aslında insanın çeşitli dilleri olmalıydı: biri annesi için kullandığı, sonradan bir daha asla konuşmadığı değil; yalnızca okuduğu, ama yazmaya cesaret edemediği bir dil; dua ettiği ve tek kelimesini bile anlamadığı bir dil; hesap yaptığı, yalnızca para sorunlarına ait bir dil; parantez (mektupların dışında) yazmak için kullandığı bir dil; yolculukta kullandığı dil, bu dilde mektuplarını da yazabilir.
9/10
·335 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 08:16
Bir ara yaş pastacılık hobim vardı. Zihnimi dağıtmak için meşgul olduğum şeyden çok büyük hayat dersleri çıkardığımı çok sonradan fark ettim. İyi pasta yapmayı öğrenmem uzun zamanımı aldı. Bazı pastalarımın dış kısmını olabildiğince çok süslerdim. Çünkü, pandispanyadaki yamuklukları, krema kapmala konusundaki vasatlığımı örtmenin en iyi yolu buydu. Kalıbından güzel çıkarılmış, iç kremasının kıvamı çok iyi olan, meyvelerini çok iyi tutabilen ve yamulmadan ayakta kalabilen bir pastanın dış kaplamaya bile ihtiyacı olmazdı ve en güzel görünen pastalar da aslında onlardı. Sadeliğin neden asaletle özdeşleştirildiğini işte o zaman anlamıştım. O gün bu gündür pastaların dış süslemesine kanmam. “Dur bakalım önce bir içine bakalım, kremanın kıvamı, meyveler ve pandispanya ile uyumu iyi mi, doğru krema doğru içerikle birleştirilmiş mi?” derim. Yerken insana asıl haz veren iç kısımdır çünkü. Dış cephe ise cazibeli görünümüne rağmen bol yağ içeren bir krem şanti ve renklendirilmiş rafine şekerden ibaret pasta süslerinin birleşiminden başka bişey değildir. Amacım pastacılık dersi vermek değil elbette. Fakat bu kitabın bana hatırlattığı metafor tam olarak bu. Kitabımızın asıl konusu olan “statü” dediğimiz olguyu biraz buna benzetiyorum. Sevgili Alain de Botton bu sefer de statü meselesi üzerine eğilmiş. Statünün bizim için ne ifade ettiğine, onun tarihsel gelişimine, bizde yarattığı kaygıya ve bu kaygıdan kurtulmanın yollarını irdelemiş sırası ile. Statü bir kişinin toplum içindeki konumu, mevki ya da saygınlığı demektir. Ortaçağda insanlarda statü kaygısı yoktur. Çünkü insanın toplum içerisindeki konumu örneğin çiftçi, rahip veya soylu olması tanrının taktiridir, bizim seçimimiz değildir. Bunu değiştirmeye çalışmak anlamsız olduğu gibi, bunun için üzüntü duymak da tanrıya karşı
Statü EndişesiAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20211,215 okunma
"Aa, tabii! Hiç utanmam ben bundan. Bana kalırsa herkes evlenmeli, dengi dengine olarak tabii. Insanlarin kendilerine yazık etmelerine üzülürüm, elbette. Ama elverisli bir voli vurur vurmaz herkes evlenmelidir, bence."
Mrs. Grand, “ben gençlerin evlilik konusundaki sözlerine pek kulak asmam,” diye yanıtladı. “Evliliğe karşı bir isteksizlik bile gösterseler bunu henüz aradıkları kimseyi bulamamış olmalarına yorarım.”