Her ne kadar elimde olmayan sebeplerden dolayı bu kitabı okumam uzun bir süreye yayılsa da her elime alışımda büyük bir heyecan ve merakla okuyorum.
4 yıllık mesleki eğitim ve 10 yıllık meslek hayatım boyunca öğrendiğimiz teorik bilgileri deneme yanılma yoluyla test etme ve sahada yaşayarak yeni bakış açıları ve tecrübeler edinme fırsatım oldu. Kitapta Müjdat Hocamın geçtiği yolların bir kısmından ben de geçip kâh aynı görüşe kâh farklı görüşlere ulaşmışız. Bu durum kitabı okurken daha da mutlu ediyor beni.
Ancak okudukça sınıfsal farklılıkların da bu kadar farkına varmak beni hem üzdü hem de yer yer sinirlendirdi. Hocam harika bir kitap yazmış evet ama benim bulunduğum bölgede bu kitap ve içindekilerin bir çoğu hayalden ibaret. Hemen "Aaa sen zaten ümidi kesmişsin!" düşüncesi belirmesin aklınızda. Bulunduğum bölge ilk atama bölgesi: Haliyle hem öğretmen hem öğrenci hem de veli (haliyle eğitime bakış açısı) profili kitaptaki ideal profilden alabildiğine uzak. En basitinden kitapta verilen örnek uygulamların bir çoğunu ben sınıflarımda uygulayamam çünkü sınıflar 50 kişilik. Daha dersin ilk dakikalarından itibaren sınıftaki oksijen miktarı ciddi ölçüde azalıyor ve bu da öğrenciler üzerinde bir uyuşukluğa sebep oluyor. Dikkat dağınıklığı, sınıf hakimiyetinin zorluğu vesaireyi saymıyorum bile. Öğrencilerin günlük hayatta kullandıkları dil bile o kadar farklı ki, Türkçe derslerinde çok sıkıntı yaşadıklarını ve bunun diğer derslere yansıdığını görebiliyorsunuz. Ki benim branşımın İngilizce olduğundan bahsetmiyorum bile.
İşte bu yüzden çok sinirleniyorum. Güzelimin yurdumun her köşesinde tüm öğrencilerin eşit imkanı olsun isterdim. "İlk atama bölgesi" diye bir tabir olmasın, öğretmen sirkülasyonu bu kadar çok olmasın, tecrübeli öğretmenlerden hem öğrenciler hem de öğretmenler