Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizde. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
Hayat hastalıklı bir şeydi , daha doğrusu hastalıklı bir hale gelmişti; dayanılmaz bir şeydi .”Ölü adam hiç bir zaman dirilmez!” Evrendeki yegane hayırlı şey buydu. Hayat acı veren bir bezginliğe dönüşünce ,ebedi uykusuyla ölüm teselliye hazırdı.O zaman ne bekliyordu ?Artık gitme vaktiydi.