Bu kitabı bir sınıfa koymam gerekseydi siyaset felsefesini seçerdim. Elbette konusu "Herkes bir anda kör olsaydı neler yaşanırdı?" sorusu üzerinden gidiyor fakat bu konu, alt metinde söylenmek istenen siyasi ve felsefi tespitleri kamufle etmek için kullanılmış. Jose Saramago'nun şahsi hayatına baktığımızda da kendisinin siyasetle iç içe olduğunu görüyoruz. Portekiz siyasetinde yer almaya çalışmış bir isimdir. Jose Saramago'nun yaşadığı dönemler, hem dünya siyasetinde hem de yazarın ülkesi olan Portekiz'de otokrasinin hakim olduğu dönemlerdi. Mussolini, Churchill, Hitler gibi dünya siyasetinde aktif olan isimlerin farklı bir versiyonu olan Salazar da Portekiz'in başındaydı. Salazar'ın baskıcı rejimi, insanları hapsedip toplama kamplarına götürmesi ve zorla çalıştırması gibi olaylar, Körlük kitabının gerçek hayattan aldığı esinlerin temelini atmıştır. Yazar, yaşadığı dönemdeki baskıdan o kadar rahatsızdır ki kitabında noktadan başka noktalama işareti kullanmamıştır. Bunun dışında bir noktalama işareti koymayı, okuyucu tahakkümü altına alıp sınırlandırmak olarak nitelendirmiştir. Durma sınırları hariç insanların kısıtlanmaması gerektiğini savunmuştur.
Felsefe açısından da baktığımızda Jose Saramago'nun edebi dönemi, yeni felsefe oluşturan eserlerin bittiği ve kurulu felsefeleri yıkmanın popülerleştiği bir dönemdir. O yüzden Körlük kitabı da postmodern edebiyatın ürünleri arasındadır. Kitapta, insanların kör olma şekli bile yazarın bu konuda verdiği bir mesajı gösteriyor. Kör olan insanlar, beyaz bir körlük yaşıyorlar. Normal körlüğün aksine gözleri görmeyince etraf kararmıyor, beyazlaşıyor. Bu da modernizmin aydınlanmacılığına bir eleştiri, amiyane tabirle "Buyurun size aydınlanma." der gibi modernizmin insanları nasıl körleştirdiğini anlatıyor. Herhangi bir konuda