İnsanlar kötü olmaktan çok, budaladır. Yalnızca yakın olan, ulaşabildikleri şeyleri görürler... Oysa yakın olan sıradandır; ancak, uzaktaki değerlidir. Gerçekte, yaşamın tedirginlikten daha uzak ve insanların daha anlayışlı olmasında, herkesin çıkarı vardır. Ama buna ulaşabilmek için şimdiki rahatlarını feda etmeleri gerekebilir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim
Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
Belki de seversin beni kim bilir
Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında.
Ya da unuturum kim olduğumu
Hatırlamam belki adımı bile
Belki de çıldırır, deli olurum
Sana kavuşmanın heyecanıyla
Aşk bu, bilinir mi nereye varır
Ne durdurur özlemini, seveni
Bakarsın ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni.
Suçlu yalnızca suç değil, aynı zamanda ceza hukukunu da üretir, ceza hukuku dersleri veren profesörü, hatta ve hatta profesörün içinde derslerini piyasaya bir meta olarak çıkardığı kaçınılmaz ders kitabını da üretir.
Bu düşünceler insanların ceplerinde değil, kafalarında. Ne bite ne de pireye benzer düşünce dediğin. Sıçradığı zaman tutamaz, yürüdüğü zaman alıp ezemezsin parmaklarının arasında.