“Ölüyorum,” diye bağırdım.
“Boş ver de zıbar,” oldu yanıt.
“Ama ben ölüyorum,” diye üsteledim
“O zaman niye dert ediyorsun ki?” dedi ses. “Çabucak ölmüş olacak ve kurtulmuş olacaksın. Git geber, ama öyle gürültü yapmadan. Güzellik uykumu bölüyorsun.”
Bu güzel yeryüzünün üstünde yürüyeceğim, yeniden yürüyeceğim, hem de sayısız kere. Ve etim kemiğimle yürüyeceğim, prens ve köylü, bilgin ve soytarı olacağım, yüksek yerlerde oturacak ve tekerin altında inleyeceğim.