Daha depresif tiplere özgü bir savunma da benliğin değersizleştirilmesidir. Bazı insanların yeteneklerini geliştirip başarılı biçimde kullanamadığı görülür. Ama bazı vakalarda, bu tavır sadece belli durumlarda, örneğin önemli bir figürle rekabet söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Kendi yeteneklerini değersizleştirmekle hem haseti yadsımış hem de haset duymalarından ötürü kendilerini cezalandırmış olurlar. Ancak, analiz sırasında görülür ki, benliğin değersizleştirilmesi analiste karşı haseti yeniden kışkırtmaktadır: Hasta kendini değersizleştirdiği için analist daha da üstün görünüyordur şimdi.
Bir genç kız sevdadan dolayı umutsuzluğa düşer, sevdiğinin kaybına ,ölmüş olmasına, ona ihanet etmiş olmasından dolayı umutsuzluğa düşer. Bunun kendini göstermiş umutsuzlukla bir alakası yoktur, hayır, o kendisinden dolayı umutsuzdur. Kendilik, kızın "onun" sevgilisi olarak kalsaydı, en mutluluk verici şekilde kurtulmuş ya da yitirmiş olacak olduğu o kendilik, "onsuz" bir kendilik olursa, kız için bir azap olur; onun için, başka anlamda bir o kadar mutsuzluğa düşürücü olsa dahi, onun zenginliği haline gelmiş olan bu kendilik şimdi kız için ya itici bir boşluk halini almıştır, çünkü "o" ölmüştür ya da tiksindirici bir boşluk halini almıştır, çünkü kıza aldatılmış olduğunu atırlatır. Şimdi şunu bir dene, böyle bir kıza şöyle de: kendini tüketiyorsun; alacağın yanıt şu olacaktır: "Ah
hayır, sorun tıpatıp bunu yapamıyor olmam."
Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi.