Filozof Taine ne kadar da haklı. Diyor ki: İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidirler. Akıllı oldukları zamanlar çok nadirdir.
open.spotify.com/track/1xM97t56E...
Romeo and juliet daha sonraki büyük tragedyaların değerinde olmamakla birlikte, Titus Andronicus ile karşılaştırılınca, Shakespeare'in
dört beş yıl içinde nasıl geliştiğini gösterir. Ama Romeo and juliet yazarın acemilik döneminin bir ürünü sayılmalıdır gene
de. Öyle sayılmasının başlıca nedeni, bu oyunda tragedya öğelerinin kişilerden değil, kişilerin içinde bulundukları dış koşullardan kaynaklanmasıdır. Romeo ile Juliet'in ruhsal yapıların da hiçbir çelişki yoktur, birbirleriyle de çatışma halinde değildirler. Onları ölüme sürükleyen olaylar kendi kişiliklerinden değil, ancak ailelerinin öteden beri düşman olmalarından kaynaklanır. Yani Montague ve Capulet aileleri iyi geçinse, Romeo ile Juliet
tragedyası diye bir şey olmayacaktı.
Tıtus Andronicus XX. yüzyılda ilk
kez, Old Vic tiyatrosunda, Shakespeare'in tüm oyunları sahneye konurken oynanmıştı. Anlatıldığına göre, kutsal Shakespeare'lerini ilkin saygıyla izleyen seyırciler, cesetler peş peşe sahneye yığılmaya başlayınca, katıla katıla gülrnekten kendilerini alamamışlardı.
Gelgelelim l955'te, aynı metelik etmeyen tragedyayı Peter Brooke yönetince ve Laurence Olivier ile Vivian Leigh başrolleri
oynayınca, Titus Andronicus yalnız Ingiltere'de değil, turneye gittiği Fransa'da da aklın alamayacağı kadar beğenilmiştir.
Otuz yıl önce kahkahalar atan seyircilerin yerini, artık dehşete kapılıp fenalık geçirenler aldığı için, yaygın bir söylentiye göre, tiyatro kapısının önünde ambulanslar hazır bekletilmiş.
Shakespeare'in ilk tragedyası Titus Andronicus, öyle kötü bir oyundur ki, büyük bir yazarın acemilik dönemine bile yakıştırılamamış, böyle bir savı doğrulayacak hiçbir kanıt olmadığı halde,
başkası tarafından yazıldığı ileri sürülmüştür.