Ona öyle geliyordu ki, herşey sanki doğallığından uzaklaşıyor, sanki hülyalı bir yabancılaşma, dünyanın garipliğe dönüşmesi çevreye kol salmaya başlıyordu.
Yazarın ilk okuduğum kitabı Kırmızı Pazartesi. Ama tam anlamıyla muhteşemdi. Santiago Nasar cinayetinin olacağını bildiğiniz halde, sonuna kadar sürükleyiciliğini kaybetmiyorsunuz. O kan kokusu, köpeklerin heyecanı, Bedoya' nın sokaklarda Nasar'ı aramasi. Sanki kitabın içinde piskoposu karşılamaya gitmişsiniz gibi hissettiriyor size. Yalnızca içimi sızlatan Santiago Nasar'ın suçsuz yere öldürülmesi ve herkesin bildiği halde bunu engelleyememesi.