1970'le-
rin ortasından sonra Batı sistemi yaşamsal değişiklikler
geçirdi .Geleneksel sanayi imalatından, «post-sanayi" tü
ketim kültürüne, iletişim ve bilgi teknolojilerine ve hiz-
met sektörüne bir kayma oldu. Küçük ölçekli, tek mer-
kezden idare edilmeyen , çok yönlü ve hiyerarşik olmayan
işletmeler gündeme geldi. Piyasalar kuralsızlaştırıldı; işçi
sınıfı vahşi bir yasal ve siyasal saldırıyla karşı karşıya
kaldı. Geleneksel sınıfsal bağlılıklar zayıflarken yöresel,
cinsiyetçi ve etnik kimliklerin ısrarla üstünde durulmaya
başlandı . Siyaset giderek daha çok kandırmaya ve mani-
pülasyona dayanır oldu.
En hazır karların peşinde koşan bir avuç uluslar üstü
şirket bütün yeryüzünde malları dağıtıp, yatırım ya
parken yeni bilgi teknolojileri de artan globalleşmede
önemli bir rol oynadı. imalat sanayisinin önemli bir bö
lümü ucuz işgücünün bulunduğu "geri kalmış" dünyada
iş yaptırmaya başladı; bundan da bazı dar görüşlü Batılı
lar, ağır sanayinin yeryüzünden büsbütün silindiği sonucunu çıkardı. Kitlesel uluslararası işgücü göçü bu küresel
hareketliliğin sonucuydu; yoksul göçmenler daha ileri
ekonomilere aktıkça ırkçılık ve faşizm yeniden güçlendi.
"Çevre" ülkeier ağır iş koşunanna maruz kalırken, özel-
leştirilen sosyal hizmetler kısıntıya uğrarken ve bu ülke-
ler olağanüstü eşitsiz koşullarda ticaret yaparken, mer-
kezlerdeki traşı gelmiş yöneticiler, kravatlarmı bir yana
attp, gömlek yakalarını açarak, çalışanlarının ruhsal iyi-
liğini nasıl dert edindiklerini anlatmaya uğraşıyorlardı.
Bütün bunlar, kapitalist sistem gamsız, neşeli bir ruh ha-
lindeyken olmuyordu. Tam tersine, diğer birçok saldırgan
tavır gibi, bu yeni hırçın davranış da çok derin bir endişe
*İnsanın Hayvani Doğasının Özgüllüğü:
· İnsanlar sosyal, ussal (akılcı) ve tarihsel varlıklardır, ancak bu özellikler hayvanlığımızın alternatifi veya aksesuarı değildir. Tam tersine, bunlar hayvanlığımızın en gelişmiş, en özgül biçimleridir.
· Tarih, kültür ve toplum, hayvanlığımızı aşmanın yolları değil, onun nasıl şekillendiğinin ifadeleridir ("mahlukatlığın özel biçimi"). Yazar, "Hayvan bedenleri doğası gereği kendinden-aşkındır" diyerek, hayvanlığın zaten sürekli bir aşma, ilişki kurma ve dönüştürme potansiyeli taşıdığını söyler.
*Zihin ve Ruhun Yeniden Tanımı:
*Akılcılığın Kökeni (MacIntyre, Nietzsche, Marx):
· Alasdair MacIntyre'dan alıntı yapılarak, dünyaya yönelik tüm bedensel davranışımızın aslında bir hayvan davranışı olduğu söylenir. Dil ve ussallık sonradan gelir ve bu temel hayvani durumu yok etmez, onun üzerine inşa edilir.
· Aquinas, insan ussallığının bir tür hayvan ussallığı olduğunu savunur. Akıl yürütme yetimiz, maddi bir varlık olarak hayatta kalmak ve gelişmek için ihtiyaç duyduğumuz bir araçtır. "Bizler bilişsel varlıklarız zira bedensel varlıklarız."
insan bedeni sadece “madde” olarak görülemez.
• İnsanlar, bir üzüm tanesi ya da bir kürek gibi sıradan nesne kümeleri değildir.
• Farklı olmalarının sebebi içlerinde “gizemli bir ruh” saklamaları değil; kendilerine özgü, özel bir türden madde olmalarıdır.
• İnsan bedeni doğal bir nesne gibi sadece eklenmiş parçalarla oluşmaz; aynı zamanda etkin, yaratıcı, iletişim kurabilen, kendini ifade eden ve dünyayı dönüştüren bir varlıktır.
• Bu yüzden “ruh” kavramı da, insan bedenini sıradan nesnelerden (mesela bir dirgen ya da sos şişesinden) ayırmanın bir yoludur.
Özetle: İnsan bedeni, basit bir nesne değil; dünyayla ilişki kurabilen, kendini aşabilen, özgün bir varoluş biçimidir.
Merleau-Ponty’ye göre:
• Beden sahibi olmak, canlı bir varlık için dünyaya yerleşmiş olmanın bir yoludur.
• Yani beden, bizi sadece diğer nesnelerden ayırmaz; aynı zamanda dünyayla ilişki kurmamızın, çevreyi algılamamızın ve onun parçası olmamızın temel yoludur.kaynak ChatGPT