Tarık ıstırap çekiyor. Tarık saadet içinde yüzüyor. Elleri ter içinde, yüreği uçmaya hazır bir kuş gibi çırpınmakta. Heyecanlı, çünkü yanlış yapmaktan korkuyor... Âşık olmaktan korkuyor.
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
"Sizin burda insanlar," dedi Küçük Prens, "beş bin gülü aynı bahçede yetiştiriyorlar; yine de aradıklarını bulamıyorlar. "
"Oysa aradıklarını tek bir gülde ya da bir yudum suda bulabilirler..."
"Ama gözler kördür yürekle aramak gerek..."