Ruhun ruhu nurumun nuru Zehra hanıma hayallerimde bile sana söyleyemediğim şeyleri yazacağım şimdi siz yerine sen demek gibi oysa bu kadar dökülüp saçılmak bu kadar açılmak için ancak ölüme yakın olmak lazımdır bu kadar cesur olmak için de kavuşma ümidinin kalmaması ben işte bu haldeyim Çatalcadayız ve yol yorgunu baskına uğrayan Redif Taburu‘nun yerine İleri Tabya savunmasına Girmek için emir aldık
Ama ben sana sadece senden bahsedebilirim. Sen güzelliğin her şeyi fethettiği zamanlardasın ve ben hangi yanıma değsen o yandan ağrıyorum. Güzellikten doğan aşka yaslanarak her şeyi unutmak, senden gayrıini geride bırakmak isterdim.Fakat ne mümkün! Ne zaman unutur gibi olsam olmuyor unutmak istediğim her şeyin tam ortasındayım.
Bir acıya tahammül edebilmek ancak ondan daha büyük bir acıyla yüzyüze gelmekle mümkün olabilirmiş, anladım. Şimdi bir dağın diline emanet ettiğimde bile ölü harfler ,yanık kelimeler doğuran bu seyrüseferi,altında ezildiğim her şeyi bu acıyı unutabilmek için bir diğer acımı diriltmeye uğraşıyorum.Seni unutmak için yaşadıklarımı, yaşadığım şeyi unutmak için de seni hatırlıyorum.Ama mümkün değil hiçbirini unutamıyorum.
Ruhun kaldırabildiği acıyı bazen beden reddeder, çünkü kaldıramaz.O zaman bedeni daha derin bir acıyla susturmak gerekir. Aşkın acısından kaçarak sığınılacak ,en uygun yer ancak bir savaş olabilir.Ruhumun acısını ancak bedenimin acısı dindirebilir.Aşkımı acıya döndüre bilirsem ancak dayanabilirim.
Yaşadığıyla yaşamadığını artık ayırt edemeyen zihnim tümüyle gerçeğin ortasında. Oysa…