Belki Şems-i Tebrizî gibi bir kısım âşıkların nazarında bütün kâinatta bulunan umum incizablar, cezbeler, cazibeler, cazibedar hakikatler; ezelî ve ebedî bir hakikat-i cazibedara işaretlerdir. Ve ecramı ve mevcudatı mevlevî-misal pervane gibi raks u semâa kaldıran cezbedarane harekât ve deveran, o hakikat-i cazibedarın cemal-i kudsîsinin hükümdarane tezahüratı karşısında âşıkane ve vazifedarane bir mukabeledir.
Az verirsin, eğer mülkünden verirsen.
Fakat gerçekten vermiş olursun, eğer kendinden verirsen.
Nedir ki zaten mülk, yarın ihtiyacım olur korkusuyla taşıdığın yükten başka?
Ümmet, bir Toplum Sözleşmesi'nin ürünü değildir. Ümmet, o ümmeti oluşturan her bir kimsede, her bir kişinin ferdî çıkarlarını aşan ve hatta ne kadar geniş olursa olsun grubun menfaatlerini de geride bırakan bir gayenin var olduğuna olan kesin kanaate dayalı bir iman toplumudur.