Bütün bunların gerçekleşme şansı vardır; çünkü gelen veri akışları genellikle arka planda kaybolur ve duyularımızın farkına ancak beklentilerimiz ihmal edildiğinde varırız.
Sağ ayağınızdaki ayakkabının verdiği hissi düşünün. Ona dikkatinizi verebilir, varlığını hissedebilirsiniz. Ancak normalde, ayak derinizden gelen veriler farkındalık eşiğinizin altında kalır. Bu bilgi akışı, sadece ayakkabınızın içine bir taş parçası kaçtığında dikkat çeker.
Aynı şey uzay istasyonlarından ya da eşlerden akan veriler için de geçerlidir: Onlara odaklanmadıkça ya da dikkatinizi gerektirecek bir şeyler gerçekleşmedikçe bu hislerin farkına varmazsınız.
"Yapma," dedi Tugay, uzanıp ellerimi yüzümden çekerek. "Hayatımın son on beş dakikası olduğu bile bilsem yine seni dinlemek isterim ben."
"Bu çok saçma ama," dedim başımı iki yana sallayarak. "Neden beni dinlemek isteyesin ki?"
"Hoşuma gidiyor," dedi, "Seninle ilgili her şey."
"Belki bir gün umursamaz maskenin arkasına saklanmak yerine, dünyaya gerçek seni gösterme fikrine kendini açarsın. Hayat, incinmekten korkarak, kim olduğunu saklamak için çok kısa. Aynı senin gibi birine bir daha şans vermek için çok kısa olduğu gibi."