Bugün, an itibariyle tam dördüncü kez bitirdiğim, beni ne sevdiğim konusunda büyük ölçüde aydınlatmış olan ve hayatımda ‘tarihi kurgu’ dönemini başlatmış olan kitap hakkında bir inceleme yapmaya geldim.
Tarafsız olmam oldukça zor olsa da, benim için ilk olması sebebiyle, deneyeceğim. Öhöm, başlayayım o zaman.
İçinde Aşk Saklı, orijinal adıyla Whitney My Love, kalınlığına rağmen tek kelimesini atlamadan okuduğum nefis bir tarihi aşk romanı. Bu türe başlamak için biraz ağır, bağlanmak için ise harika bir seçenek.
Önce biraz öveyim: Tarihi kurgularda gördüğümüz içi boş dialogların aksine, kızın veya adamın ağzından çıkan her kelime dolu dolu. Whitney’in pırıl pırıl bir zekası, cesareti ve güzelliği; Clayton’un ise klasik erkek karakterlerden farklı olarak kıza karşı müthiş bir şefkati, anlayışı ve merhameti var. En azından kitabın ilk yarısında bu tamamen böyle; Clayton kendisini korkunç bir dedikodu ile kaybedene kadar. Ağır bir şekilde bu öfkesini Whitney’e göstermesi yetmiyormuş gibi, daha önceleri kızın yaptığı her şeyde bir sebep bulan ve söylediği her söze ‘Whitney yahu bu, şu şu yüzden bunları söylemiştir’ diyebilen Clayton’un kıza çektirdiklerini düşünmeden kıza pişmanlıkla ‘Seni seviyorum’ dediğinde kızın ‘Uzunum ondandır herkes beni seviyor zaten’ şeklinde bir cevapla intikam almaya çalışmasına pes etmesi ve kelimenin tam anlamıyla küsüp gitmesi tam bir hayal kırıklığıydı benim için. Şu an bile ne bu hareketine pişman olup adamın kapısında köpek olan Whitney’i ne de kız birkaç anlamsız laf etti diye başkasıyla görülmeye başlayan Clayton’ı anlayabiliyorum.
Mutlu oldukları sahneleriyle kalbimi sevgiyle doldurmuştu Judith Mcnaught. Fakat hadi, yukarıda saydığım olaylar ve yanlış anlaşılmaların mecburi olduğunu ve kitaba tat kattığını düşünelim. Hala ve hala