"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi alevhime ckarsa istemediğ imi iddia ettiğim bu nevi söz ve fillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki eytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklü- yor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlğa, tesadüfn cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi șefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne șeytanı azizim, ne șeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... Içimizdeki șeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."
Esenlikler diyerek başlamak istiyorum. Az önce Gurur ve Önyargı kitabını bitirdim. İçimdeki heyecan ve mutluluğu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır, eminim. Okurken büyük bir heyecanla ve istekle okuduğum bir eserdi. Klasik aristokrasi sınıfını Mr. Darcy ile derinden hissetmiş, Mr. Bingley ile bu anlayışı yıkmış gibi hissediyorum. Sanki oradaydım, sanki Jane ile Elizabeth'in yanında ben de vardım ve sanki sohbetlerine ben de katıldım. Gurur ve Önyargı hayatı romantize etmek için biçilmiş kaftan. Büyük bir coşku var içimde, bunu nasıl tarif ederim bilemiyorum. Yalnızca bir kitap değildi okuduğum, buna eminim. Ruhum, görmek istediği yerleri gördü ve kısa bir zaman dilimi olsa dahi, o dönemi yaşadı. Romanın başkarakteri sanki bendim, olayları yaşayan, Mr Darcy ile atışan ben gibiydim. O kadar hissederek okudum ki! İçimdeki coşku silsilesini susturabilmek çok güç. Gün boyu sırıtarak gezeceğim sanırım. En sevdiğim kitabı buldum.