Beyler! Ne zaman körebe oynamayı bırakacaksınız? Milliyetçilikten, vatan sevgisinden, kültüre hizmetlerinizden dem vuruyorsunuz. Peki, halk için, vatanınız için, kültür için ne yapıyorsunuz? Kimisi zalimce ve utanmadan 'değerli vatanlarını' soyuyor. Kimi devlet dairelerinde ve editör koltuğunda çalışanı, kimisi de üniversitelerde ve okullarda memurculuk oynuyor. Ve 'sevgili halklarının' milyonları çürüyor, yozlaşıyor, içerek kendini mahvediyor, zalimleşiyor.
Çok geç olmadan ülkenizi ve halkınızı kurtarın. Halk kitlelerine inin. Onları iyileştirin, öğretin, eğitin.
Ev inşa etmeyi ve evde düzen kurmayı öğretin onlara. Toprağı daha verimli işlemeyi öğretin. Halkımızın milyonlarına hijyen, güneş, temiz hava, kuru ve sıcak bir yuva verin. İnsan gibi yaşamayı öğretin onlara. İnsan gibi bir hayat kurma şansı verin. Yardım edin.
Köye girmek gerçekten korkunç bir olay, diye yazıyordu doktor. İnsan kendinden, insanlardan, toplumdan, sözde kültür denen şeyden utanıyor. Uzaklarda ve yükseklerde bir yerde tiyatrolar, müzik, ressamlar, yazarlar, meclisler, bilim akademileri var. Burada ise milyonlarca insanın cehennemi yer tutmuş.
"İnsanlar böyle bir hayatı nasıl kaldırıyor? Kim bunlar? Aziz veya iki ayaklı bir sürü mü? Dantenin cehennem tasvirlerinden daha korkunç bu. Dantenin cehenneminde insanlar kendi günahları yüzünden cezalandırılıyorlardı, burada ne için eziyet çekiyorlar? Sonuçta Dante cehenneminin dehşetleri başından sonuna kadar yazarın dahiyane bir hayal ürünü; burada ise her şey hakikatin korkunç bir hikayesi gibi."