K., bir köye “arazi ölçümcüsü” olarak çağrıldığını sanarak gelir. Köyün tepesindeki Şato’ya (anonim, görünmez bürokratik güç) ulaşmaya, çağrılıp çağrılmadığını doğrulamaya ve burada bir yer/kimlik edinmeye çalışır. Fakat köy idaresi, katman katman memurlar, kâtipler ve kurallar ağıyla K.’yı oyalayıp durur. K. pansiyonda kalır, Hanım sahibi Frida ile nişanlanır (Frida, şatodaki nüfuzlu memur Klamm’ın barmaididir) ama ilişkileri de K.’nın takıntılı “kabul görme” mücadelesiyle yıpranır. K. çeşitli aracıların (öğrenciler, kâtipler, mektuplar, söylentiler) yardımıyla Klamm’a ulaşmaya uğraşır; her seferinde prosedür, yanlış anlamalar ve “yan kapılar” tarafından engellenir.
K. köy okulunda geçici bir işe sokulur, köylülerle ve idareyle sürtüşür; Barnabas adlı bir haberci ailesi (özellikle kız kardeş Olga) aracılığıyla şatoyla temas kurmaya çalışır. Ancak her umut ışığı, başka bir yazışma, “eski tarihli bir belge”, “artık geçersiz bir emir” ya da “yanlış yönlendirme”ye çıkar. Metin, K.’nın nihai bir randevuya ya da kesin bir hükme asla varamayışıyla ilerler.
Bir sonuç alacağınızı sanarak okuyorsunuz fakat bir sonuca bağlanmaması sinir ediyor. Ama toplumsal güzel bir eleştiri kitabı olmuş.