Okumaya başlamadan önce Dostoyevski'nin bu kitabı kısa sürede (25 gün) yazdığını ve (bilgi şüpheli olsa da) kumar borcunu ödeyebilmek için yazdığını duymuştum. Ancak bu benim için hiç de dikkate alınacak bir şey değildi. Dostoyevski'nin kaleminden her zaman keyif alan birisi olarak yine keyif alacağımdan emindim. Nitekim kitabı az önce bitirdim ve ne kadar haklı olduğumu anladım.
Okurken sizi ziyadesiyle eğlendireceğinden ve sizi hikayeye adeta yaka paça sürükleyeceğinden emin olabilirsiniz :)
Bir ara kendimi kumar masasında rulet oynuyormuş hissine kapılmış olarak buldum ve kalp çarpıntılarımı hissedebiliyordum. Kitabın zevkli yanı da buydu.
Gelelim kitabın ana fikrine yani bize ne anlatmaya çalıştığına;
Dostoyevski, insanın kolay para kazanma arzusunu ve hatta bu hazzı bir kere tattıktan sonra artık eskiye dönmenin çok zor olduğunu açıkça ifade etmiş, hatta bunu öylesine yüzümüze vurmuş ki siz kolay yoldan çok paralar kazansanız bile "emek" harcanmadan kazanılan para yine aynı şekilde geldiği gibi gider ama giderken sizin asıl dostlarınız ve sevdiklerinizi de yanında götürür, yanınızda sadece paranızın olduğu dönemde o parayı adeta bir sülük gibi emmek isteyen sahte dostlar kalır ve nitekim para bitince de yapayalnız kalırsınız ve yine, yine ve yine o kolay yoldan para kazanma dürtüsü ortaya çıkar. En sonunda da geçmiş olsun, deyim yerindeyse zehirlenmişsinizdir...