Kısa ve akıcı anlatımıyla elinizden bırakamayacağınız bir Zweig klasiği..
Ana teması pişmanlık duygusu olan ve bazen düşünmeden söylediğimiz bir sözün, yaptığımız bir davranışın nelere sebep olacağını anlamaya yardımcı olan bir hikâye...
Tanrı ile yaptığı konuşmalar, sorgulamalar kitaba ayrı bir hava katmış diyebilirim. "Duyguları veren Tanrı neden onları bastırmamızı ister neden dünya böyle acı ve kötülüklerle dolu?" Buna benzer birçok soru yer ediniyor beyinde.
Yalnız dini hassasiyeti olan kişilerin pek hoşlanacağını sanmıyorum.
Şeker Portaklı'ndan sonra okumaya karar verdiğim bir kitap oldu. Beğenerek okudum. Büyük küçük herkesin okumasını tavsiye ederim. Güzel mesajlar içerdiği kanaatindeyim.
Acemi bi satranç oyuncusunun dünya şampiyonuna diz çöktürüşü anlatılıyor. Tabii bu da yıllar öncesi yani şampiyonu devirmeden cok önce yaşadığı hapis hayatı ve tesadüfen eline geçen bir satranç kitabıyla insanın zorlu şartlar altında zekasının nasıl işlediğini ve psikolojisinin ne denli etkilendiğini gözler önüne seriyor âdeta.
Dr.B'ye yaşatılan bu duygu, baş eğdirip diz çöktürme düşüncesiyle güzel bir otel odası lütfuna(!) karşılık direnişin ve kararlılığın savaşı bu.
Yazar eserinde insan psikolojisini derinine kadar irdelemiş.