Neokorteksimizden aldığımız gücü, mantıksallaştırma yeteneğimizi kullanarak. kişinin ciddi bir tehdidin üstesinden gelmiş olduğu, hatta bir savaşı bile "sıyrıksız atlattığı izlenimi vermekte zorlanmayız ve çoğumuzun yaptığı şey de tam olarak budur. Daha çok diğerlerinin hayranlğını kazanmak için "soğukkanlı görünmeye" çalışırız - sanki hiçbir şey olmamış gibi davranan birer kahraman gibi dolaşırız.
Savaşta yaralanan birçok gazi ve tecavüz kurbanı bu senaryoyu fazla iyi bilir. Bu insanlar aylarını hatta yıllarını deneyimlerini anlatmaya, kendilerini rahatlatmaya, öfkelerini, korkularını ya da kederlerini ifade etmeye ayırsalar bile, o ilk "hareketsizlik ya da donma tepkisinin" içinden gecmeden ve enerji tortularını boşaltmadan büyük olasılkla çoğunlukla travma labirentinin içinde sıkışıp kalır ve strese maruz kalmayı sürdürürler.
Travmanın yoğun duygularının yeniden yaşanmasını teşvik eden bazı katarsis yöntemleri zararlı olabiliyor. Uzun vadede katarsis uygulamalarının katarsise devam etme konusunda bir bağımlılık yarattığını ve "sahte anların' ortaya çıkışını teşvik ettiğini düşünüyorum.
Duyusal algı dünyasına girmek birçok insan için yeni, tuhaf bir alana girmek gibi bir şeydir ya da insanların her zaman gittikleri halde manzarayı farketmeye zahmet etmedikleri bir yeri ziyaret etmeleri gibidir.