Yaşlanmanın bir tür grameri var.
Çocukluk ve gençlik fiillerle doludur. Yerinde duramazsın. İçindeki her şey büyür, fokudar, gelişir. Sonra zamanla fiillerin yerine orta ışığın isimleri alır. Çocuklar, akrabalar, ofis, ev -somut isim- lerin somut şeyleri.
Yaşlanmak sıfattır. Yaşlılığın sıfatlarına giriş yaparız: yavaş, uçsuz bucaksız, puslu, soğuk veya cam gibi saydım. (s.236)
Nasıl olduğumu bilmiyorum. Kesin bir cevap veremem. Uygun bir cevap verebilmem için geceler, aylar, yıllar geçmeli Babi Kulesi kadar kitap yığınları okumalıyım, yazmalıyım , yazmalıyım... Cevap koca bir roman.
İşte biz insanlar birbirimizden korktuğumuz için devletler kuruyoruz Schwendi. Türlü koruyucularla sarıp sarmalıyoruz çevremizi. Polisler, askerler ,kamuoyu... Ama tüm bunlar neye yarıyor ki?
Bir şeyler olacağı, bir şeylerin olduğu, her şeyin elinden alınacağı, hayatın sallanan, neredeyse çökerek arkasındaki kim bilir hangi uçurumu açığa çıkartacak bir dekor katar dengesiz olduğu hissiyle gece yarıları titreyerek uyanırdı. (s.76)