“Sanat, yaşamın eleştirisidir."
Bu cümleden ne anlamamız gerekiyor? Belki de ilk akla gelen en belirgin olanı, yaşamın eleştiri gerektiren bir olgu olduğu düşüncesidir; bizler de yardıma muhtaç yaratıklar olarak, sahte tanrılara tapınma tehlikesiyle, kendimizi anlayamama, başkalarının davranışlarını da yanlış yorumlama riskiyle burun burunayız. Her an üretimden uzak kalabilir, gereksiz endişelerin ve tutkuların pençesine düşebilir, boş heveslerin ve hataların içinde kaybolabiliriz. Oysa sanat eserleri (romanlar, şiirler, oyunlar, resimler ve filmler), gizlice ve derinden
derine gönlümüzü fethedebilir, hem mizahla hem de ciddiyetle, bize bizim durumumuzu açıklayan araçlar olma işlevini taşıyabilirler. Sanat eserleri, dünyayı daha hakiki, daha sağduyulu ve daha zekice anlayabilmemiz için bize rehberlik edebilirler.