Aybüke Er

İnsanlar, diğer insanlarla düzenli bağlantı kurmaları engellendiğinde körelmeye hatta fiziksel olarak çürümeye başlayan toplumsal yaratıklardır. Dünya ve diğer insanlar üzerinde öngörülebilir etkilerde bulunabildiklerini algıladıkları için dünyadan ve diğer insanlardan ayrı, bağımsız varlıklar olduklarının farkındalar. İnsandan bu eylemlilik hissini alın, geriye hiçbir şey kalmaz. Üstelik, normal koşullarda en üstün ve en ayırt edici insani eylem olarak görülen -mış gibi yapma edimi, tırışkadan işlerde, özellikle de hayal dünyasının bir şekilde gerçeğe dönebilmesine izin veren durumlarda, kendisine zarar vermeye başlar. İş yapar gibi davranmanın geçmişine ve birinin zamanının başkasına ait olabileceği fikrinin toplumsal ve düşünsel temellerine dair incelemem burada devreye giriyor. İş yaparmış gibi görünmek başka birinin iktidarına boyun eğdiğinizi gösterdiği için bu kadar öfke uyandırıyor. Yukarıda söylediğim gibi tırışkadan işler de bu ilkeye dayanıyor. Çalışıyorsunuz yahut çalışır gibi yapıyorsunuz ama işin amacı yok, en azından sizin görebildiğiniz bir amacı yok; sırf çalışmış olmak için çalışıyorsunuz. Sinirden kudurmamak mümkün mü?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir? Tanıklarla, kanıtlarla, uygun adım yürümek için ikide bir ayak değiştirme imkânı veren gerçeklerle ne kadar üstümüze gelseler, boşuna! İnanmayız. “Geçen bir şey yok!” diye bağırırız. “Her şey tam şimdi yaşanıyor
İletişim·Kitabı okudu
Vaktiyle kitaplar karıştırdım, hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu ve “Madem ki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki muvakkat (geçici) ömür esnasında neşe ve saadete yer bulunamaz.” diyorlardı. Başka kitaplar okudum; bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki: “Madem ki sonu nasıl olsa silinecek, bari yaşadığımız müddetçe şen ve satır olalım!” Ben, kendi karakterim itibarıyla ikinci hayat telakkisini (anlayışını) tercih ediyorum. Fakat şu kayıtlar içinde: Bütün insanlığın varlığını kendi şahsında gören adamlar bedbahttırlar. Besbelli ki o adam fert olarak mahvolacaktır. Herhangi bir şahsın yaşadıkça memnun ve mesut olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelenler için çalışmaktır. Makul bir adam ancak bu suretle hareket edebilir.
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Politikada tarafsızlık kendini aldatmaktır. Aptalca bir güvendir. Çok kazanma hırsının belirtisidir. Karşındaki güçlerden kat kat üstün de olsan, göze alınmaması gereken bir tehlikedir. Tehlikedir; çünkü seni en değerli zamanlarda hareketsiz tutar. Politikada hareketsizlik ölümdür. Tarafsızlığını da her an savunmak zorundasın. Demek ki hem çabalayacaksın hem de oyunun dışında kalacaksın. Anladın mı neden politikacı için tarafsızlık enayiliktir? Politikada hesaba katılacak gerçek güçler ancak hareket hâlinde bulunanlardır. Yüz bin kişi duruyorsa, çabalayan on kişi daha güçlüdür.
Sayfa 210·Kitabı okudu
Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Ya da yokluğun kendisinden mi? Öyle bir yokluktur ki bu; her boşluğu kendi yokluğuyla doldurur. Onun bugüne kadarki varlığı, benim kendi varlığımı, hatta çocukluğumun varlığını doğruluyordu. Yokluğuysa hafızanın bütün mekanizmasını harekete geçiriyor. Uzun zamandır aklıma gelmeyen şeyler şimdi birer birer uyanıyor; onları ben uyandırıyorum — tüm bunların gerçekten yaşanıp yaşanmadığından emin olabilmek için. İstemli ve istemsiz bellek birlikte çalışıyor; anıların paslanmış çarklarını döndürüp bulanık yerleri temizliyor ya da kimi zaman yeniden uyduruyor. Kabul etmeliyiz ki bu, vefat edene yönelik bir bellek çalışması olduğu kadar, kendimize dönük bir uğraştır da. Benmerkezci bir çabayla, birinin gidişinden sonra hayatta kalışımızı anlamlandırmaya, belki de kendimizi kurtarmaya çalışırız. Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde, hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi? Ölümden söz ederken aslında hayattan söz ederiz; evet, tam da onun o büyüleyici geçiciliğinden.