İhtiyaç duyduğumuz her şeyin peşinden koşabilmemizi tümüyle dopaminimize borçluyuz. İşte modern insanın dramı tam da bu noktada başlar. Sizlerin de fark ettiği üzere insanlık, temel ihtiyaçlarını karşılamayı çok uzun yıllar önce halletti. Ama bir önceki bölümde bahsettiğimiz üzere, sistem gerçekte ihtiyacımız olmayan bir sürü uydurma ihtiyacı hayatımıza sokmaya devam ediyor. Bunu da dopaminin çalışma mekanizmasını sömürerek yapıyorlar. Evet, dopamin ilkel insanın ihtiyacının peşinden koşabilmesi için vardı ama mağara adamı suya ya da yemeğe ulaştığında en azından durup dinlenme şansı buluyordu. Peki ya biz? Dopamin sistemimizi öyle bir hacklediler ki etrafımızda peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil, sadece koşmak olmuş. Kaç yaşında olursanız olun, bu kadar yorgun hissetmenizin temel nedeni koşmak. Bu kadar koşup da varış noktasına ulaşamamak,gerçekten insanı fazlasıyla tüketen bir durumdur. O nedenle modern toplumun içinde tükenen bir insana dönüşmek gerekir istemiyorsanız cidden yavaşlamanız, durmanız, hatta bazen geri geri gitmeniz lazım. İşte bunu başarabilmeniz için de dopaminin fizyolojik çalışma mantığını çok iyi anlamanız gerek. İyi öğrenin ki yabancı parmaklar sisteminizi hackleyemesin.