"Ben fahişe değilim. Ama çocukluğumdan beri babam, amcam, kocam, hepsi bana bir fahişe olarak büyümeyi öğrettiler."
Çocuklukta büyüdüğümüz aile, gördüğümüz sevgi tipi ileri hayatımızda insanlarla ilişkimizi şekillendiriyor. Firdevs, kadınların köle gibi görüldüğü bir toplumda önce sözde sevgiyi amcasının tacizleri ile tanıyan küçük bir kız aslında. Sonra kimsesizlik ile oradan oraya o adamdan bu adama savrulan sahip çıkılmayan, değer verilmeyen bir kadın.
Her zorlukta kendini sokakta buluyor Firdevs. Şiddetten yüzünden kanlar akarken kimsenin onu görmediği bir toplumun yürüdüğü bir sokakta. Evi olmamanın verdiği en büyük yük... Zor durumda kendini sokağa atabiliyorsun sadece. Çalacak bir kapın, gidecek bir kimsenin olmaması. Bir kadın olarak toplumda bu kadar hor görülmenin ne demek olduğunu gösteriyor bizlere.
Sayfa 93, toplumun ahlak anlayışını -olmayan ahlakı- gözler önüne seriyor. "Beni hapse atmakla önemli bir adamın yatağına götürmek arasında fark yoktur. Her ikisinde de polis kutsal bir görevi yerine getirmiş olacaktı."
"Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum." Ne kadar ağır bir cümle. Allahın emaneti sayılacak eşe verilen değerin ne kadar alçak olduğunu gösteren bir cümle. Kitaptan sonra evliliğe, ilişkilere ve bir kadın olarak erkeklere bakış açınız değişiyor.
Firdevs sonunda bir adamı öldürdüğünde bir gerçek ile sarsıldı. Kendisinin de bir erkeğe el kaldırabileceği hatta öldürebileceği gerçeği ile... Hor görülmeye, erkeğin egemen olmasına o kadar alışmış ki böyle bir şeyin mümkün olabileceğini fark etmek sarsıcı bir gerçek oldu.
Bir kadın olarak çizdiği yolda tüm doğru ve yanlışları ile hayatta bende varım demeyi başardın Firdevs.
Bir kadın olarak teşekkür ederim...