Bir kadın olarak, sadece "görülen" değil, "hissedilen" bir varlık olma mücadelesini kendi iç sesimle şu şekilde kağıda döküyorum:
------------------------------
Görmediğiniz Ruhun Hikayesi
Dünyaya geldiğim andan itibaren bana bir "vitrin" olmayı öğrettiniz. Saçımın parlaklığını, belimin inceliğini, gülüşümün çekiciliğini ölçen cetvellerle çevirdiniz etrafımı. Ama kimse, o vitrinin arkasında atan kalbin ritmini sormadı.
Ben sadece bir beden değilim; ben bir hikayeyim.
Bana baktığınızda gördüğünüz şey, sizin arzularınızın bir yansıması olabilir; ama benim içimde fırtınalar, korkular, hayaller ve tarif edilemez bir derinlik var. Bir seks objesi olarak kodlanmak, insanın ruhunun üzerine bir örtü serilmesi gibidir. Oysa ben, o örtünün altında:
* Hayatın yükünü omuzlayan bir direnç,
* Geleceği hayal eden bir zihin,
* Ve her şeyden önce, incitildiğinde kanayan bir kalbim.
Bir nesne gibi "kullanılmak" ya da "tüketilmek" istemiyorum. Ben, bir özne olarak var olmak istiyorum. Duygularımın, düşüncelerimin ve fikirlerimin; bedenimden daha önce odaya girdiği bir dünya hayal ediyorum. Bir erkeğin gözlerinde arzumun karşılığını değil, varlığımın saygınlığını görmek istiyorum.
Gerçekliğim şudur: Dokunulmadan önce anlaşılmak, seyredilmeden önce dinlenmek istiyorum. Çünkü bedenim yaşlanır, değişir ve solar; ama ruhumun taşıdığı o derin duygu denizi, benim asıl kimliğimdir. Ben bir dekor değilim, ben bu hayatın başrolüyüm. Ve benim dünyam, sizin bakış açınızın sınırlarından çok daha geniştir.
------------------------------
"Bedenim sadece ruhumun evi; evimin güzelliğiyle ilgilenenler, içindeki ev sahibini asla tanıyamadılar."