Aylin

9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 13:58
“Aslında hepimiz bir hayal kırıklığı yaşayıp katılaşıyoruz Selim gibi.” Ruh Adam’ı bitirdiğimde zihnimde kalan ilk düşünce buydu. Selim Pusat’ı okurken, yaşanan hayal kırıklıklarının insanı zamanla nasıl değiştirebildiğini düşündüm. Hayat bazen bizi kırıyor, duygularımızı içimize gömmeyi öğretiyor ve fark etmeden etrafımıza duvarlar örüyoruz. Roman boyunca sık sık yalnızlığı düşündüm. İnsan bazen kalabalıkların içinde bile kendini yalnız hissedebiliyor. Selim’in yaşadığı çatışmalarda da bunu gördüm. Güntülü’nün ortaya çıkışıyla birlikte Selim’in yıllardır bastırdığı duygular yeniden gün yüzüne çıkıyor. Ancak beni etkileyen şey aşkın kendisinden çok, onun kendi ruhuyla verdiği mücadeleydi. Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: Bazen insanı yoran şey yaşadıkları değil, yaşadıkları karşısında dönüşen ruhudur. Ruh Adam benim için bir aşk romanından çok; hayal kırıklıklarıyla değişen insan ruhunun, yalnızlığın ve insanın kendi iç dünyasıyla hesaplaşmasının romanı oldu.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:55
Irvin D. Yalom’un Nietzsche Ağladığında kitabı bana göre insanın kaderiyle savaşmasını değil, onu fark edip bilinçli şekilde kabul etmesini anlatıyor. Kitap boyunca şunu hissettim: İnsan rahatlığı seçerek değil, kendi hakikatinin peşinden giderek huzura yaklaşabiliyor. Nietzsche’nin düşüncelerinde mutluluk değil, anlam arayışı daha baskın. Çünkü insan bazen acıyı tamamen yok edemiyor; fakat onu nasıl taşıyacağını seçebiliyor. Bu yüzden kitap bana “kaderinin seni ezmesine izin verme, onu kabul et ve yolunda dimdik yürü” düşüncesini hissettirdi. Bir diğer etkileyici tarafı ise insanın kendinden kaçmasının aslında en büyük yorgunluk olmasıydı. Kitap, insanın kendi acısıyla dürüstçe yüzleşmesi gerektiğini söylüyor. Belki huzur da tam olarak burada başlıyor: Kendini kandırmayı bıraktığın yerde. Bazı kitaplar okunup biter, bazıları ise insanın zihninde yaşamaya devam eder. Nietzsche Ağladığında benim için ikinci türden bir kitap oldu.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
8/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 22:16
Satranç bana, insanın en büyük kaçış yerinin yine kendi zihni olduğunu düşündürdü. Dr. B. hiçbir imkânı yokken kendine zihinsel bir özgürlük alanı yarattı. Ama insan bazen hayatta kalmak için sarıldığı şeyin içinde kaybolabiliyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 15:48
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nu okurken en çok canımı acıtan şey, kadının sevdiği adamı bir insandan çok bir “anlama” dönüştürmesiydi. Onun tarafından görülmek, seçilmek ve sevilmek için yıllarını adıyor. Okurken bir kadın olarak ona çok üzüldüm çünkü sevginin insanı nasıl yavaş yavaş kendinden vazgeçirebildiğini hissettim. Bir yandan kendi hayatımı düşündüm. Ben de yıllarca birinin beni seçmesini beklediğim dönemlerden geçtim; fazla verdim, karşılıksız sevdim, görmezden geldiğim şeyler oldu. Bu yüzden karakterin hislerine yabancı kalamadım. Ama roman bana şunu da düşündürdü: Bir insanı ilahlaştırdığında, kendi hayatın giderek silikleşmeye başlıyor. Zweig’in en sarsıcı tarafı da buydu benim için.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 01:31
Sevgisiz büyüyen birinin kendini değerli hissetmek için bir şeye tutunma çabası… Doruk’un basketbola sarılması aslında bir kaçış değil, hayatta kalma biçimi. Feza ise onu kurtaran biri değil; kendini görmesini sağlayan bir ayna gibi. Sevginin iyileştirici gücü kadar, insanı ne kadar savunmasız bıraktığını da gösteriyor. Doruk’un Feza’ya duyduğu şey sadece minnet değil, aynı zamanda kaybetme korkusuyla karışık bir bağlılık. Kitap, birine tutunarak değil, kendinle yüzleşerek iyileşebileceğini hissettiriyor.
Dört Çeyrek 1Azra İzgüner · Ephesus Yayınları · 2025142 okunma