Aslında her şey ne kadar sadedir ve zekâmız kendine yem bulmak için neler icat eder; bununla beraber varlık, madem ki eşyanın bizim içimizde aldığı mânâdır, bu karışıklık da o sadelik kadar bir hakikattir.
Mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz, hepimiz kendi berbat tarzımıza göre İsa’yız, bir bir haça gerilmişiz, ama yine bilmeden.
Ne var ki duygulara kimse karşı koyamaz, oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar. İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.