Aysun dan İzler

Aysun dan İzler
Dijital kütüphanem... Kitap fotoğrafları, okumak en iyi terapi, bu acımasız düzene ancak kitap okuyarak dayanabiliyorum. instagram.com/visionaysun?igs...
Puan vermedi·95 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:00
"Erken yaşlarınızda Övünç kaynağınız olan şey bir süre sonra varlığınızı kıstıran altında ezilmeye başladınız bir yük olmaya başlıyor Mardin'de İsmail Mungan'ın oğlu olmaktan ancak Türkiye'nin Murathan Mungan'ı olarak kurtulabilirdim. O gün o meydanda gizlice selamlayarak üzerime aldığım alkışları ancak böyle hak edebilirdim kendi gözümde. Babamdan çaldığım alkışların geri dediğimi sanıyorum." ... Murathan mungan'ın Mardin'de geçen çocukluğunu çocukluk anılarını sımsıcak bir dille anlatıyor kendi deyimiyle Bu kitap "Harita Metot Defteri" kitabının kardeşidir. En çok babasıyla olan anlarını içermektedir babasının gölgesinde kaldığını hep İsmail mungan'ın oğlu olarak anıldığını düşünür. Kitapta anlattıkları bütünüyle yaşamından alınmadır. Yazardan bırakan çocukluk anıları, yaşadıklarının üzerinde nasıl bir etkisi olduğunun belgesi. İlk kitabı "Cenk Hikayeleri" 1983'te bitirmiş fakat öncedinde uzun bir süre yayınevlerinden red cevabı alması ve kitabını yayınlamadan babasının hastalanıp günlerce hastanede yatması... 'Cenk Hikayeleri'ni babasına ithaf etmiştir. Kitap yayinlamadan babası vefat eder. M.Mungan çocukluk anılarında en çok babasının etkisi vardır. Sımsıcak bir çocukluk hikayesi
Edebiyat
Paranın CinleriMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20221,735 okunma
Reklam
Aşk Bir Takıntı mıydı?
7/10
·524 syf.··
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:00
Aşk dediğimiz karmaşık, psikolojik, kültürel antropolojik şeyi soğuk anlatmaktı. Aşkı yüksek bir yere koyup sevilen şarkılar da yapıldığı gibi "Aman ne güzel bir duygu! demek istemiyordum. Bu duyguyu tıpkı bir trafik kazası gibi hayatta başımıza gelen ve çoğu zaman bize istemediğin kadar acı veren bir şey olarak anlatmak istiyordum Masumiyet Müzesi Her şeyden önce Aşk hakkında bir düşünmedir. Aşkı hepimiz kendi sınıfımız, cinsimiz, kültürümüz ülkemiz Hatta dinimize göre yaşarız. romandaki aşk, 20 yüzyılın ikinci yarısında İstanbullu yukarı sınıftaki beyefendinin aşkıdır. Orhan Pamuk bize bu mesajı vermek istedi ama biz Kemal'i belki de anlamak istemedik. Kitabın konusunu herkes bildiği için anlatmaya Hiç gerek duymuyorum kitabın ben de bıraktığı izlerim ay Yeter artık Bitsin dediğim iç çekişleri Füsun'a "bazen içimden Kemal'i de Feridun'u da bırak,kendi yolundan yürü" dediğim anları yazmak istiyorum. Evet Kemal zengin her istediğini elde eden şımarık bir adam Füsun'un aşkı onu olgunlaştırmış, Hatta bazen takıntılı ve sabırlı bir adam haline getirmiştir. Neden sabırlı çünkü füsun'u görmek için 8 yıl boyunca haftada 4-5 gün Füsunlara akşam yemeğine gidip Füsun'u görmek ve bazen sadece onu izlemek için geç saatlere kadar oturmuştur. Füsun her şeyin farkındadır ama Menfaat için Kemal'in onlara sık sık gelmesine bir şey dememektedir bu kısımlar bizim şimdiki zamanımızdaki aşklara ilişkilere Evet hiç uyumuyor Çünkü biz şimdiki zamanda bekleyemiyor sabredemiyoruz ve hatta Füsun gibi Feridun ve Kemal'in Gölgesine sığınıp bir yerlere gelmeye çalışmıyoruz. Biz kadınlar şimdiki yüzyılda İyi ki kendi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Kemal füsun'un eşyalarını bunca yıl biriktirerek aslında zaman duygusu unutup füsun'a olan aşkını her zaman diri tutmak istemiştir. " her yerden aynı
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Okuduklarımızın Biz de Bıraktıkları
8/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:00
"İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla." .. Ayfer Tunç ile Murat Gülsoy okudukları ve derinden etkilendikleri kitaplar üzerine sohbet ediyorlar. Tabii ki bu sohbet sadece etkilendikleri kitaplar üzerine değil. Kitapları derinlemesine inceleyip verdiği mesajlar üzerine konuşuyorlar. Kitapta özellikle, Felaketzedeler Evi, Beton, Kör Baykuş, Vejetaryen, Doppler, Kızıl Veba ve Kağıt Ev gibi çoğumuzun okuduğu eserler üzerine derin incelemeler akıcı bir sohbet var. Özellikle Thomas Bernhard ve Sadık Hidayet ile ilgili bölümlerden sonra tekrar Kör Baykuş'u tekrar okumak istedim. Vejetaryan okumamıştım en kısa zamanda okumak istiyorum. Ama en çok T.Bernhard külliyatini bitirmek istiyorum. Deneme üzerine güzel bir kitap tavsiye ederim
Edebiyat
Diyaloglar / Dünya Edebiyatı ÜzerineAyfer Tunç · Can Yayınları · 202287 okunma
İnsanlık
9/10
·248 syf.··
2025 47. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 08:30
Dünyamızda insan mekanikleşiyor. Mekanikleştikçe insanlıktan uzaklaşıyor. Belki bu epeyce sert bir sav. Bu savı bütün kesimler için kullanamayız. Ama kullanabileceğimiz kesimler var. Insanın bürokratlaşması, hele çağımızda bir çeşit makine haline gelmesidir; yabancılaşması, daha da çok yozlaşmasıdır. Bürokrat, kullanılan adamdır, bir çeşit alettir. Kitabımız Yaşar Kemal'in ön sözü ile başlıyor. Ve buradan bile anlıyoruz, insanlık ile insanın makineleşmesi arasındaki çizgiyi eserleştirdiğini.... Eser anladığımız üzere hapishane de geçiyor. Siyasi suçtan içeri giren mahkum. Günlerce işkenceye maruz kalıyor. Ama yaptıklarına işkence demek bence az bile kalır. Okurken benim gibi boğazınızda bir düğünlenme , gözlerinizde damla bekler durur. İşkence görmüş insan artık bambaşka birisi olmuştur. Aşağilanmanin en dibini yaşamıştır. " insanoğlunun insanlığına kıymanın ne demek olduğunu bilir." .. Hapishane de bir sürü Nuri vardır. İşkence gören Nuri, karısından mektup bekleyen Nuri, kıdemli Nuri, Bıçak taşıyan Nuri... insanların bütün halleri gibi....
İnsanlar ve Duygular
YaralısınErdal Öz · Can Yayınları · 20192,464 okunma
Kentler ve insanlar
9/10
·204 syf.··
2025 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2025 16:03
"İnsan, kendi eliyle alt üst ettiği dünyanın düzenini yeniden kurmuştu sonunda onu yeni tehlikelere atacak başka bir canlı türü kalmamıştı." "İnsanların yok etmeyi başardıkları her kemirgen kuşağından hayatta kalan birkaçı, daha yürekli kapanlara meydan okuyan her türlü zehre bağışıklık kazanmış yeni bir kuşak yetiştiriyordu." ... Kitap onuncu yüzyılda yaşamış venedikli Tüccar ve Seyyah Marco Polo'nun gezip gördüğü kentleri kendi gözünden Tatar İmparatoru Kubilay Han'a anlatımından oluşuyor. Ama kentler de sohbetler de kurmaca. Kitap bu açıdan bakıldığında postmodern bir anlatıya sahip. Kitapta geçen kentleri yazar metafor olarak kullanmış. Marko Polo'nun anlattığı kentler İnsan zihninin bir mikro modeli; dış dünya ve dış dünyadaki nesnelerle kurduğumuz ilişki, gerçekleri algılama biçimimiz, arzu ve korkularımızın nasıl şekillendiği belli nasıl kaydedildiğini anlatıyor. Kentleri insan zihninin ve dünyanın bir mikro modeli olarak kullanma Fikri muhteşem bir hayal gücünün ürünü ve Calvino'ya hayran olmamak elde değil. Ve bir kez daha iyi ki okudum iyi ki Calvino karşıma çıktı.
Edebiyat
Görünmez KentlerItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20263,220 okunma
Reklam