" Bence dünyada yaralı bir kadından daha güzel bir şey varsa o da yaralarını korkusuzca yazabilen kadındır. Çünkü onda hayatın en muhteşem bileşimi vardır: zeka ve cesaret."
Bizi içeriye hapsetmişlerdi, harfleri de kâğıda. Yazmak, konuşmanın susturulmuş, bir kâğıt üzerine hapsedilmiş halinden başka neydi ki zaten. Biz bir gün bavulumuzu alıp dışarı çıkardık muhakkak ama harfler o ak kağıt üzerinde tutuklu kalmaya devam ederdi.
Yazarımızın hikaye anlatıcılığını beğendim ama maalesef kitap için yeterli değil. Konu çok çekici, başlangıç çok güzel, kitap akıyor ama bir yerde tıkanıp kalıyor. üst üste tekrarlar, eh artık bir atraksiyon görelim hissi, baş karekterin pasifliği, anam yordu beni. Kitap kısa olmasına rağmen sünmüş, olmuş sana Hatay yöresine ait künefe peynirli kitap. on sayfaları da pek beğenmedim, yersiz buldum açıkçası. Bir de ben sonu muallakta biten kitap sevmiyorum ya direk olsun sonlar. Ben düşünüp, içselleştiremiyorum öyle yani