Arayışlar, okurken çok zevk aldığım gerçekten ruha işleyen kitaplardan biridir arayışlar. Bu şaheser okuyucuyu yormuyor ama düşünmeye zorluyor. Okuyucuya bir şey öğretmiyor ama unuttuklarını hatırlatıyor anlatmıyor, hissettiriyor ve bazen, bu en çok ihtiyacımız olan şeydir değil mi? Gelelim kitaba ana karakterimiz Adine hem kendini, hem aşkı, hem de ait olduğu yer için sürekli bir arayış icinde bazen sokaklarda, bazen birinin gözlerinde, bazen de geçmişin puslu anılarında arayıp duruyor. Kitapta net bir olay akışı yok çünkü asıl olan duyguların, içsel dönüşümün kendisi. karakter bir şehirden diğerine giderken aslında içindeki boşluğu doldurmaya çalışıyor ama her gittiği yer, biraz daha derinleştiriyor o boşluğu çünkü ne kadar uzağa gidersen git, kendini de yanında götürüyorsun kitapta beni en çok etkileyen bölümlerden biri, geçmişe dönüp bir mektubu okuduğu an oldu çünkü orada anlıyoruz ki, aradığı şey yıllar önce yitirdiği bir parçaymış ve onu dışarıda değil, içinde bir yerlerde araması gerekiyormuş ayrıca kitapta çok güzel bir alıntıya parmak basmak istiyorum:
"İnsan bazen ait olmadığı yerlere bile tutunmak ister. Çünkü yalnızlık, bazen yanlış insanlardan bile daha sessizdir"
Ne kadarda etkileyici bir cümle derin, dramatik bir o kadar karanlık, yazarımız ustalıkla çok derin bi konuya öz cümleyle yaklaşmış,gerçekten de ait hissetmesek bile o yerde o kişide kalıyoruz ,kalmak istiyoruz, bekliyoruz, susuyoruz çünkü korkuyoruz yalnız kalmaktan,bidaha sevilmemekten korkuyoruz.
Velhasıl kelam kitabın sonunda anlıyoruz ki, karakterimizin aradığı yer bir insan değil, bir duygu değil, bir şehir değilmiş o sadece kendini arıyormuş. Kendiyle barışmadan hiçbir yere ait olamayacağını anlaması gerekiyormuş. Bu kitaptan sonrada şunu farkettim, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş,