Ölüler Evinden Anilar;
Dostoyevski tarihin gördüğü en iyi yazardır sözünün doğru olduğu veya olucağını gösteren çok önemli bir eserdir. Eser 1860 yılına yayınlanmıştır. Dostoyevskiyi 1854-1859 yılları arasına siyasi suçtan ötürü çarlık tarafinan 21 arkadaşı ile beraber Sibiryaya hapis cezasına gönderilir ve burda idam cezası verilir idama kadar süren mahkûmluk serüveni dostoyevskiyi oluğu konumdan çok çok ileriye götürmüştür. Bu hapis yıllarından sonra dostoyevski edebiyat tarihine damga vurucak eserleri yazmıştır çünkü hapishanede kaldığı bu yıllarda her kesim insanı, her karakterde insanı analiz edip tanıma fırsatı bulmuştur, öyle bı analiz ki kitapta ilk zamanlar ana karakterin yazdığı mektupta buradaki köylü sınıfının ne kadar mide bulandırıcı ve cahil olduğunu söyleyip ilerleyen kısımlarda yazdığı bı mektupta daha aralarında iyi insanların olduğunu o kadarda kötü olmadıklarını söylüyor dostoyevskinin bu denli farklı kişilikler ile tanışması Karamozov kardeşleri,suç ve cezayı, yeraltından notları yazarken bu kadar etkileyici karakterlerle sunmasına şahsen olanak sağlamıştır. Gelelim kitaba kitap ana karakterimiz Goryancikovun karısını öldürüp 10 yıl Sibiryada hapis cezası almasına ve bu süreçteki gördüğü şeyleri yazması üzerinden gelişiyor,ana karakterimiz hapisten sonra küçük bir kasabada Fransızca dersi veriyor ve kitabın başlarında ölüyor, karakterimizin yazdığı notları bulan kişi bunları okuyor kitapta bu yazılan notlar üzerinden devam ediyor. Kitap öyle olay akışı olan bir eser değil çocu kişi muthemelen okurken sıkılıcaktır,kitap giriş gelişme sonuç şeklinde değilde her bı yan karakterin ruh ve kişilik analizine göre hikaye hikaye şeklinde ilerliyor demek doğru bı ifade olur yani bı bakıyorsun aşçının hikayesi bı bakıyorsun bı askerin hikayesi bı bakıyorsun
Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eseri çok güzel bir kitaptır peki düşündünüz mü bu kadar imgesel bir yazar olan Aytmatov neden Beyaz gemi ismini kullanmış neden yeşil değil veya başka bişey değil, ben merak ettim ve çok güzel bı nokta yakaladım kendimce, beyaz Kırgızistanda özgürlüğü sembolize ediyorda ondan bu kitabın yazıldığı zamanlar Kırgızistan tabiri caizse kızıldı Sovyetlerin Kırgızları asimile çabaları yüzünden kan ve sefaletin olduğu yıllardır o yüzden işte o gemi Beyaz gemi.
Kitabımız bir çocuğun gözünden anlatılan derin, sarsıcı ve sembollerle dolu bir romandır kitapta adını bilmediğimiz küçük bir erkek çocuğun yaşamına tanıklık ediyoruz bu çocuk Kırgızistan’ın isık gölü yakınlarında ormanın içinde dedesi ve birkaç yetişkinle birlikte yaşamaktadır. Bu yalnız çocuk annesiz ve babasızdır tamda bu yüzden Cengiz Aytmatov küçük çocuğa bir isim vermez hatta kitabı yayınladıktan sonra bir konferansta genç bir cocuk aytmatova beyaz gemideki çocuk bendim der, Aytmatov ise doğru o çocuk sendin o çocuk annesiz babasız olan herkesdir diye söyler gelelim yeniden kitaptaki çocuğumuza karakterimiz hayal gücüne sarılarak yaşar en büyük hayali uzaktan gözüken o beyaz gemiye bir gün ulaşmaktır. Cocuk içinde bulunduğu gerçekliğin sertliğini, dedesinin anlattığı masallarla yumuşatır dedesi mümin dede çocuğun dünyasında çok önemli bir yere sahiptir ona eski türk efsanelerini doğayla iç içe yaşamı ve iyiliğin, sabrın değerini anlatır özellikle Boynuzlu Maral Ana efsanesi çocuğun iç dünyasında bir sığınak gibi yer eder maral ana doğanın anavatanın, saflığın ve koruyuculuğun sembolüdür. Çocuk bu efsaneye öylesine inanır ki dünyadaki bütün iyiliği onunla özdeşleştirir fakat roman ilerledikçe bu masalsı dünya gerçeklerin acımasızlığıyla çatışmaya başlar.Aytmatov her kitabında
Kısa hayatında onu yeni yeni olayların beklediğini, bir gün bu dünyada yapayalnız kalacağını, çantasından başka bir şeyi olmayacağını da bilmiyordu çocuk