Hissedilmeyen, yok sayılan duygular yok olmadıkları gibi, çürümek üzere bir yığına dönüşerek kök alanımızda birikir ve zamanla balçığa hatta bir bataklığa dönüşürler.
Mathea
Varlığının ispatını gazetede ufak bir bölümü kapsayacak ölüm ilanında arayan kişi.
O yaşarken hissedemediği var olmuş olma hissini zaman kapsülüne-sandığına-kendisinden bir şeyler koyarak burdaydım demek istiyor.
Hep bir ispat çabası içerisinde. Savaşı hep varoluşla. Çünkü ölümden varlığı kadar korkuyor.
“Epsilon” Yunanca bir harf ve matematikte sıfıra yakın çok küçük sayıları ifade edebilmek için kullanılıyor. İlk sayfa da gördüğümüz > ε ifadesinden dahi anlıyoruz ki ufacık da olsam orda bir yerlerdeyim demek istiyor sessiz sedasız.
Yetişkinken yaşanılan duyguların kökeni aslında çocukluktur. Bunu Mathea’da da görüyoruz. Sınıfta yoklama listesinde öğretmeni tarafından adı unutulan, saklambaç oynanırken asla bulunmayan çocuktu o. O yüzden ölümün bile kendisini bulamayacağını düşünüyor.