Dünya senin gözünde küçülmüş, âhiret saâdeti ve Allah rızâsı en büyük ideal hâline gelmişse;
Unutma ki
SEN, BÜYÜK BİR MİLLETİN DEVAMI VE AHFÂDISIN!..
-Osman Nuri TOPBAŞ
Evlenmelerde, iki yabancı kişinin hayret verici şekilde kaynaşmasında, akılları dehşet içinde bırakacak ince dersler ve hikmetler gizlidir.Ana-Baba ocağından ayrılan iki yabancı gencin, Allah’ın, aralarına lutfettiği muhabbet ve merhametle birbirlerine gönüllerini bağlaması, hattâ ayrıldıkları ana-baba yuvasını gölgede bırakacak derecede samîmî bir câzibe iklîminde yaşamaları, ne ulvî bir tecellidir ve üzerinde derin derin tefekkür edilecek ne kûdsi bir derstir.
Insanın önce ihtiyacı vardır. Sonra insan refaha erişir. Daha sonra refah boşluk ve anlamsızlığa, boşluk ve anlamsızlık isyana, isyan ise zahitlik ve öznelcilikle sonuçlanır.
Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne Aşk
Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık
Görmedin bir arslanın can çekişen resmini
Yalnızlık kitabında okumadın ismini
Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların
Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların
Karanlık köşelerde acı acı gülmedin
Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin
O Celali uykudan uyanmadın, uyanma
Düşlerimin rengine boyanmadın, boyanma
Nasıl ki mecazi aşka tutulmuş bir âşık her an mâşukunun hayaliyle yaşar, her yerde onu görür, her şey ona onu anlatır, işte Allah âşıklarının hali de dünyada buna benzer. Bir farkla ki mecazi aşk biter, bitmeye mahkûmdur; çünkü o sadece bir misaldir. Âşık mâşukuna kavuştuğu an küllenmeye başlar aşkı. Gerçek aşk ise bâkidir, kavuşmak bu aşkı zirveye taşır, öyle ki Allah’tan gayri her şey yok olur.