“ Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?
-Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek.”•
Herkese merhaba bugün sizlere Şeker Portakalı ile geldim küçük Zeze ile. Ben bu kitaba tam üç kere başladım en son üçüncüsünde bitirebildim çünkü bağlanamadım. İçimden bir ses bana kitabı okuma diyordu ve bir türlü kitabı okuyamıyordum. Ama kitabı bitirdiğinde de keşke daha önce okusaydım dedim. İyiki İçimdeki sesi dinlememişim. Bu kitap can yakan kitaplardan birisi. Zeze acıların büyüttüğü çocuk... Zeze çok zeki bir çocuk, çok geniş bir hayal gücüne sahip ama bir o kadar da yaramaz bu yüzden sürekli ailesinden şiddet görüyor. Zeze’nin en yakın dostu, sırdaşı Minguinho adında küçük bir şeker portakalı ağacı. Zeze Bu kitabı okuyanların, onunla tanışanların içinde ince bir sızı olarak kalacak bence. Zeze bize küçücük bir çocuğun iç dünyasını yaşattı, acılarını, küçük mutluluklarını, hayal kırıklıklarını, hayallerini daha sayamayacağımız bir çok duyguyu tattık Zeze ile. Bence bu kitabı en çok yetişkinler okumalı bir şeyler hakkında bilinçlenmek için. Burada bir çocuk için sevginin, şefkatin ne kadar önemli olduğunu, şiddetin de ne kadar can yakıcı olduğunu görebilmesi için yetişkinler mutlaka okumalı. Bence bu kitap böyle 7 milyara dağıtmalı ki herkes okusun. Çünkü bir insana kitap okutmak o kadar zor bir şey ki sanki dünyayı yıkmasını istiyoruz. Zaten bir şeylerin farkına varamadığımız için bu haldeyiz... İnceleme bu kadar.
Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog. Osman Çakmakçı bir kişinin karşısındakine anlatmak istediğini tam olarak asla anlatamadığını bunun imkansız olduğunu düşünüyor. Karşılıklı bir iletişimde konuştuğumuzu değil, birbirimize gerçekten dinlediğimizi değil, egoların kendi kabuklarını çatlatdığını dile getiriyor eserde. Şimdi düşününce iki insanın konuşamaması size çok saçma gelebilir ama kitapta çok mantıklı bir şekilde neden böyle olduğunu anlatılıyor ve karşılıklı bir iletişimimiz olmadığına, konuşamadığımıza anlıyorsunuz. Konuşmak göründüğü kadar basit bir şey değil imkansız, zor, tehlikeli. Osman Çakmakçı böyle düşünüyor ve kitapta bunları dile getiriyor. İnsanın bir başkasını anlayabilmesi için önce kendini anlayabilmesine değiniyor. Belkide önceden konuşmak üzerine ciddi ciddi düşünmediniz ben de düşünmemiştim ama gerçekten mesele çok derinmiş. Bence mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.