“Suç ve Ceza” hem olay örgüsüyle, temasıyla hem de üslubuyla okuyucuyu etkileyen bir eserdir. Kitap 6 bölüm ve Sonsöz ile içeriyor. Kitabı ilk başladığımda bir kişinin kendini üstün görüp ve insanlığa faydalı olması için bir cinayet işlemesi çok değersiz buldum ve kitabı bırakmak istedim ama daha sonra devam etmeye karar verdim. Çünkü ilk başta bir şeyi eleştirmek yanlış olur. Herşeyi bütünüyle değerlendirmesi gerektiğini düşündüm. Ve kitabı bitirmeye karar verdim.
Suç ve Ceza yalnızca bir suç hikâyesi değildir, insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşme serüvenidir. Çünkü baş karakterimiz Raskolnikov yaşlı tefeci kadını ve onun kız kardeşini öldürmesi sadece toplumsal bir suç değil, aynı zamanda da kendi içinde verdiği ahlaki bir imtihandır, ve Dostoyevski bize bu romanda "Bir kişi kendi vicdanını aşabilir mi?sorusuna yöneltmiştir.
Ayrıca Raskolnikov'un en büyük günahı sadece cinayeti işlemesi değil, aynı zamanda da gururudur. Ancak onun bu gururu sevdiği kadının (Sonya) sayesinde kırılır.
Roman ayrıca yoksulluk ve toplumsal adalet anlayışıyla da karşımıza çıkar. Çünkü roman boyunca karakterimiz neredeyse hepsi fakirlik içinde yaşar. Çünkü baktığımızda yoksulluk insanı ahlâkî ikilimlere sürüklemiştir. Sonya fuhşa zorlanır, Katerina Ivanovna delirmesi gibi.
Burada Dostoyevski toplumsal düzenin adaletsizliğini bize gösteriyor. Ayrıca roman kurtuluşun Tanrıya dönüş, sevgiyle ve pişmanlıkla mümkün olduğunu bize göstermiştir.