Ester Dauphin şöyle yazmıştı:
"Hepimiz öleceğiz, herkes ölür. Bazen rüzgârda savurulacak hatıralar kalır geriye, bazen de unutulmaz eserler. Elinizdeki bu roman, bir zamanlar çok sevdiğim bir adam tarafından kaleme alındı. Delice bir aşka, görkemli bir ideale, kaybedilmiş bir vatana adanmış, fırtınalı bir hayattı onunkisi. Doğrumuydu bilmiyorum ama büyük bir samimiyetle yaşanmıştı. Işte o hayattan sadece bu satırlar kaldı geriye... Tortusu genzi yakan bir roman..."
Ölüm, şehirlerimizi kaybetmeyle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir... Sahi neydi vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Şimdi farkına varıyorum ki, benim için bir tek vatan varmış, oda sensin... Seni kaybettiğim anda vatanımı da yitirmeye başlamışım.