"Kimlik" , "aidiyet" , "bunalım" türünden mefhumların toplumsal bilimcilerin "yerlilik" ihtiyacını daha ne kadar doyurabileceğini bilmiyorum. Ama en basit "toplumbilimsel hayal gücü" bile, bu mefhumların birer "veri" olmadıklarını, olsa olsa bazı duygusal üretimlerin, pekala "görünmez" ya da "görünür" güçlerce manipüle edilebilecek ürünleri olduklarını gösteriyor.
Herakleitos "aynı nehre bir kez daha giremeyiz" demesinin ardından ekliyordu: "Üstümüze başka başka sular geldikçe, hem biziz hem değiliz." Sorunun bir zaman sorunu olmasından çok, bir akış sorunu olduğu besbellidir. Yine unutmayalım ki, arzular akışlardır; davranışlar akışlardır; zaman ve olaylar akıp geçerler.