insan
sevdiğine son kez bakamaz
oysa ben
deşilen bir yaranın nereye akacağını bilmeden,
ellerim ceplerimde, bir gitmek sakladım
bir gitmek ki;
suriye kadar dağıldım her seferinde
bunu kimse fark etmedi
ne kazandığım zaferler,
ne rusya, ne united states of america
tek yapmam gerekeni beceremediğim günden beri
nereden başlamamam gerekse her şeye
oradan başladım
bileklerime bir jilet kadar yakınken dünya
yola; kanlı bir kahkaha gibi çıktım mesela.
yâr dedim;
sana
güneşle salyangoz arasındaki mesafe kadar
mahkûm edildim
adımı değiştirdim fırsat buldukça
adım ki kendini taşımaktan izleri silinir
kapısı bir kış günü telaşla çalındığında
vaaza ve akıl vermeye başlayan karıncaların
suçu gibi hayat
biraz küstah,
henüz ilk sayfasında bütün kahramanları öldürülen bir
roman gibi
biraz da.
Buradayım:
Yüzyıl oldu.
Önümden geçen yol
tıkandı
çevremdeki bahçeler
daraldı
içimde yaşayan insanlar
azaldı:
Yalnızlaştım.
Buradayım:
Yüzyıl önce başladım
beklemeye.
Yavaş geçip gitme zamanı:
Dumanlar
isler, puslar,
yağmurlar
sıcaklar, soğuklar
rüzgarlar
kemirdi her yanımı.
Tahtalarım birer birer çürüdü
boyalarım
parça parça döküldü
payandalarım
teker teker çöktü:
Yüzyıl oldu.