"Neyim varmış ki?.. Oyna dersiniz oynarım... daha ne istersiniz ki?... Bana buralarda ünlü Yeni Dünya derler" diye söze karıştı. Fakat onu dinleyen yoktu.
Ne mîr, ne bey, ne ağa, ne şeyhtim ki, halkı etrafımı toplayıp siyasi işlere girişeyim. Zavallı bir dengbêjdim sadece. Beş paralık bir dengbêjin elinden ne gelir ki? Kavalım ve stranlarımdan başka hiçbir şeyim yoktu.
Sözgelimi ben nasıl dengbej oldum, nasıl stran, şarkı ustası oldum, bilmiyorum. Kendimi bildim bileli dengbêjdim ben. Deyişin, sözün nereden, nasıl geldiğini, nasıl inci ve yakut gibi art arda dizilerek sıralandıklarını, parıldadıklarını bilmem.
Grip sözcükler beyninde dolanıyor, konuşan gök gürültüsü misali gümbürdüyordu; yaz danslarında çalınan davullar misali, eğer davullar konuşabilseydi; Mısır türküsü'nü söyleyen erkekler misali, muhteşem, öyle muhteşemdir ki ağlatır seni