Bahar Elkovan

Bahar Elkovan
@BaharEli
Hacettepe Üni, GSF, Resim mezunu. Uzunca haber kanallarında yapımcı ve kurgu operatörü olarak çalıştı. Şu sıra Editör ve Sosyal Medya Uzmanı. Ins: @bahar_eli Face: BaharEli kahvepazar.com bahareli.com HB: BaharEli TY: BaharEli
Bu evin karanlığı sayfalardan biraz dışarı taşıyor.
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Bazı hikâyeler vardır; daha ilk sayfadan sizi olayın ortasına bırakır. ɮօɖʀʊʍ ӄǟȶı – ȶüռɛʟɖɛռ Öռƈɛӄɨ ɮɛʏǟʐ ɛʋ İstanbul Boğazı’nın kıyısında, boynunda altın bir kolye ile çarmıha gerilmiş halde bulunan bir kadın cesedi… Ardından farklı yerlerde ortaya çıkan benzer cesetler… Ve bütün bu cinayetlerin, Atlas’ın ikiz kardeşi Talya’ya ait kolyeyle kurduğu tuhaf bağ… @isil.isikk bu kitapta polisiye gerilimi, paranormal atmosferle birleştiriyor. Bir yanda cinayetlerin peşine düşen Atlas ve arkadaşları, diğer yanda geçmişin karanlık gölgesi, Beyaz Ev’in gizemi ve Enzel’in giderek tuhaflaşan hâlleri var. Kitapta beni en çok çeken taraf, olayların yalnızca bir cinayet soruşturması gibi ilerlememesi oldu. Sayfalar ilerledikçe işin içine eski sırlar, bastırılmış korkular, aile bağları ve açıklanması zor durumlar giriyor. Bu da hikâyeyi sadece “katil kim?” merakından çıkarıp daha karanlık ve tedirgin edici bir yere taşıyor. Beyaz Ev yine sıradan bir mekân gibi durmuyor. Sanki geçmişi saklayan, zamanı geldiğinde de içindekileri tek tek ortaya döken canlı bir karakter gibi. Özellikle bodrum katı fikri, kitabın atmosferini daha da güçlendiriyor. Çünkü bazı karanlıklar yerin altında değil; insanların geçmişinde saklanıyor. Akıcı, merak uyandıran ve bölümler ilerledikçe gerilimin dozunu artıran bir okuma oldu benim için. Polisiye, gizem, korku ve paranormal dokunuşları bir arada sevenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Bazı sırlar kapalı kapıların ardında değil, bodrum katının sessizliğinde bekler. Gerilimi sonuna kadar yaşatıyor ama kısa bölümler hâlinde ilerlemesi iyi olmuş; insan arada küçük bir nefes molası verebiliyor. 𝐀𝐦𝐚 𝐮𝐟𝐚𝐤 𝐛𝐢𝐫 𝐮𝐲𝐚𝐫ı: Gece sessizliğinde okumak isteyenler dikkatli olsun. Bu evin karanlığı sayfalardan biraz dışarı taşıyor.
Korku-Gerilim
Bodrum KatıIşıl Işık · Yediveren Yayınları · 20221,565 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
๒คչı кคקıɭคг รค๔єςє ๒เг ๏๔คץค ๔єğเɭ, ﻮєç๓เşเภє ﻮเгเɭเг.
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Bazı evler vardır; içine girdiğinizde sadece odaları değil, geçmişi de dolaşmaya başlarsınız. T̲ü̲n̲e̲l̲d̲e̲n̲ ̲Ö̲n̲c̲e̲k̲i̲ ̲B̲e̲y̲a̲z̲ ̲E̲v̲, tam da böyle bir hikâye… Daha ilk sayfalardan itibaren o eve giriyorsunuz ve çıkmak sandığınız kadar kolay olmuyor. Dedesinin ölümüyle İstanbul’a dönen Eren’in, çocukluğunun geçtiği Beyaz Ev’e yeniden adım atmasıyla birlikte hikâye yavaş yavaş karanlık bir düğüme dönüşüyor. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, korkunun sadece “ani bir ürperti” olarak değil; geçmişle, aile sırlarıyla, bastırılmış anılarla ve bilinmeyenle birlikte verilmesiydi. Beyaz Ev, hikâyede sıradan bir mekân değil; neredeyse yaşayan, izleyen, saklayan bir karakter gibi duruyor. Işıl Işık ’ın anlatımında o tanıdık paranormal hava var ama kitap yalnızca korkutmak için ilerlemiyor. Gizem, merak ve gerilim duygusu sayfaları çevirdikçe artıyor. Bir noktadan sonra “Ne oldu?” sorusu kadar, “Bu ev ne saklıyor?” sorusu da zihne yerleşiyor. Ben karanlık atmosferli, gizemli ve yer yer tedirgin eden hikâyeleri sevdiğim için kitabın havasına kolayca girdim. Özellikle geçmişin bugüne sızdığı, evlerin ve mekânların hafızası olduğu hikâyeleri sevenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. ๒คչı кคקıɭคг คçıɭ๔ığıภ๔ค รค๔єςє ๒เг ๏๔คץค ๔єğเɭ, ﻮєç๓เşเภ єภ кคгคภɭıк ץєгเภє ﻮเгเɭเг. Korku, gizem ve polisiye-gerilim sevenlere tavsiyemdir. Ama küçük bir not: Gece sessizliğinde okumak, kitabın etkisini biraz daha artırabilir. Bu hafta Işıl Işık kitaplarıyla gerilimin dozunu biraz daha artırıyorum. Karanlıkta kalmaya hazır olun.
Korku-Gerilim
Tünelden Önceki Beyaz EvIşıl Işık · Yediveren Yayınları · 20212,431 okunma
Bu hikayeler "ya gerçekse"
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Korku izlemeyi ve okumayı çok severim. Özellikle paranormal hikâyeler benim için her zaman ayrı bir çekiciliğe sahip. Bugün Işıl Işık ’ın Paranormal Hikayeler kitabı ile geldim. Karanlık odalarda fısıltıyla anlatılan şehir efsanelerini, lanetli nesneleri ve açıklanamayan olayları bir araya getiren ürpertici bir derleme bu kitap. Uzun soluklu bir roman atmosferinden çok, her bölümde başka bir korkunun kapısını aralayan kısa ve etkili hikâyelerden oluşuyor. Yaşlanan oyuncak bebeklerden Slender Man efsanesine, lanetli sandalyelerden ağzı yırtık kadına kadar pek çok tanıdık ama hâlâ tedirgin edici figür, okura hızlı ilerleyen bir korku deneyimi sunuyor. Yazarın anlatıcılık yönü metinlerde kendini belli ediyor. Hikâyeler akademik ya da ağır bir dille değil; doğrudan merak uyandıran, kolay okunan ve okuru atmosferin içine çeken bir üslupla aktarılıyor. Kitabın en güçlü yanı atmosferi ve okunma kolaylığı. Özellikle şehir efsanelerini seven, kısa kısa gerilmek isteyen okurlar için keyifli bir seçenek. Ancak korku türünü çok sık takip edenler için bazı hikâyeler tanıdık gelebilir. Yine de Paranormal Hikayeler, gece okununca etkisini artıran, merak duygusuyla ilerleyen ve okuru “ya gerçekse?” sorusuyla baş başa bırakan bir kitap. Korku atmosferi ve akıcılık iyi; ama edebi derinlikten çok popüler paranormal anlatı tadında ilerliyor.
Paranormal HikayelerIşıl Işık · Yediveren Yayınları · 20201,296 okunma
En ürkütücü şey, kötülüğün uzak olması değil; tanıdık gelmesi.
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bazı kitaplar olay anlatmaz; insanın içine sakladığı karanlığı yavaş yavaş açar. Ben de bugün tam böyle bir kitapla geldim: Yok Oluşum. Fuminori Nakamura bu romanda yalnızca bir hikâye kurmuyor; travmanın, bastırılmış öfkenin, suçun, arzunun ve insanın kendi içindeki yabancılığın izini sürüyor. Kitabın çıkış noktası, insan ruhunun karanlık tarafı. Travmanın bir insanı nasıl şekillendirdiği, tutkunun onu nasıl dönüştürdüğü ve insanın kendi içindeki yabancıyla nasıl yaşamaya çalıştığı, roman boyunca derinden hissediliyor. “Bazı karanlıklar geceyle değil, insanla başlar.” Sakin bir anlatı beklerken, bir anda insanın kendi iç sesiyle karşı karşıya kaldığı bir metnin içinde buluyorsunuz kendinizi. Yer yer rahatsız eden, yer yer büyüleyen bu roman; acı, aşk ve intikam duygusunu iç içe geçirirken okura bir bilmece hissi de bırakıyor. “En ürkütücü şey, kötülüğün uzak olması değil; tanıdık gelmesi.” Nakamura’nın dünyasında karanlık dışarıda değil; insanın tam içinde duruyor. Bu yüzden Yok Oluşum, bitince yalnızca konusu akılda kalan bir roman olmuyor. Daha çok, insanın kendine sormak istemediği soruları geride bırakan bir roman hâline geliyor. Kitap boyunca şu duygu peşinizi bırakmıyor: İnsan gerçekten kim olduğunu biliyor mu? “Yok oluş bazen bir anda değil, insanın içinde sessizce başlar.” Benim için bu kitap; sert, soğuk, tekinsiz ama aynı zamanda çok etkileyici bir okuma oldu. Herkese hitap eden bir roman olmayabilir. Ama insan psikolojisinin dip akıntılarını, kırılmayı, suçun gölgesini ve varoluş sancısını anlatan metinleri seviyorsanız, kesinlikle güçlü bir okuma.
Roman-Edebiyat
Yok OluşumFuminori Nakamura · Doğan Kitap · 202611 okunma
siyaset, toplum, temsil ve sistem tartışmalarına merakı olanlara
Puan vermedi·192 syf.··
2026 13. kitabı
Ahmet Aydın, bu kitapta demokrasiyi klasik tanımlarla anlatmıyor; daha çok, sistemin söylemde nasıl göründüğüyle pratikte nasıl işlediği arasındaki mesafeye bakıyor. Kitap boyunca demokrasi, meşruiyet, seçim, güç, temsil ve çıkar ilişkileri etrafında ilerleyen eleştirel bir çerçeve kuruluyor. Bu yönüyle okura hazır bir konfor alanı sunmuyor; tam tersine, yerleşmiş bazı kabulleri yeniden düşünmeye çağırıyor. Kitabın en belirgin tarafı, tezini saklamayan bir üsluba sahip olması. Daha ilk andan itibaren tarafsız bir ders kitabı diliyle değil; sorgulayan, karşılaştıran ve yer yer sertleşen bir anlatımla ilerliyor. Bu yüzden okurken “bilgi veren bir metin” kadar “iddia ortaya koyan bir metin” de okuyorsunuz. Benim gözümde kitap tam da burada ikiye ayrılıyor: Bir yandan düşündürücü, dikkat çekici ve tartışma açıcı; diğer yandan okurdan pasif değil, aktif bir okuma istiyor. İçerik olarak akademik kavramlardan besleniyor ama tamamen akademik, ağır ve kapalı bir dille yazılmış gibi durmuyor. Daha çok araştırma-inceleme çizgisinde; altı çizilerek, bazı cümlelerde durup düşünerek okunacak bir metin hissi veriyor. Roman akıcılığı bekleyenler için uygun olmayabilir ama kavramları ve sistemleri sorgulamayı seven okur için ilgi çekici olabilir. Bence bu kitap, özellikle siyaset, toplum, temsil ve sistem tartışmalarına merakı olan okurlara hitap ediyor. Ama olay örgüsü, karakter, hikâye akışı bekleyen biri için değil. Aynı şekilde yalnızca sakin, nötr ve mesafeli bir anlatım arayan okur da yazarın iddialı tonunu biraz yoğun bulabilir. Özetle; Demokrasi Oyunu, okuru tek bir sonuca zorlamaktan çok, bazı başlıklara daha dikkatli bakmaya iten bir kitap. Katılsanız da katılmasanız da, anlattıkları üzerinde düşünme ihtiyacı uyandırması kitabın güçlü tarafı. Bazen bir kitabın en büyük
Siyaset & Politika
Demokrasi OyunuAhmet Aydın · Az Kitap · 20254 okunma