Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
‘Maria gibi bir problemi nasıl çözersin?’ Dün “Maria” filmini izlerken bunu düşündüm. Maria Callas gibi kadınları düşündüm. Kendimi kadınlık parantezinde düşündüm. Film, Maria Callas’ın son bir haftasına götürüyor bizi. Bütün o La Scala geceleri, Viyana’da ayakta alkışlarla biten gösteriler, Paris’te herkesin ona baktığı partiler, flaşlar, alkışlar, tebrikler... Hepsi geride kalmış. Unutulmuş bir Maria ne yapar? Sesi gitmiş bir Maria ne yapar? Spot ışığı takip etmediğinde nereye gidersin? Çenesini hep yukarıda tutmak isteyen kadınlar, güzellik ve yetenek onları terk ettiğinde ne yöne bakar... Gitgide gölgelenen geçmişlerine mi, arkalarında havai fişekli bir lunapark gibi parıldayan geçmişlerine mi, aynada gençliği her gün biraz daha solan yüzlerine mi? Çenesini hep yukarıda tutmak isteyen kadınlar, boynunu büküp kamburlaşan kadınlardan daha mı iyi yaparlar? Evet bunu düşündüm. Piyanonun yerini her gün değiştirtip duruyor Maria evdeki yardımcılarına. Bir o pencerenin önü, bir bu pencerenin önü. Aslında bir türlü yerleştiremediği içindeki Maria La Callas. Artık o sadece Maria. La Callas onu terk etmiş. Tiyatroda sesim çıkar mı diye gittiği gizli provalarındaki piyanistin dediği gibi: Bugün sesinizde Maria’yı duydum, La Callas yoktu. Maria’yı Maria yapan sesindeki o dramaydı en çok.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
En cesur ve güçlü yanlarımızla; en hasarlı ve kusurlu yanlarımıza bakma ve onarma cüreti gösterirken karşılaşırız. Bu keşifte hiç bilmediğimiz yönlerimizle tanışırız. Vasat bir idare etme ve günü kurtarma halinden farklı bir tanışma, karşılaşma ve keşiften bahsediyorum. Serinlemek için denize girenlerin yüzdüğü denizle; balıkçıların, kaptanların ve dalgıçların deneyimlediği deniz aynı olmayabilir... Tuğçe PEKER
“Uzun zaman kapalı kalmış coşkunun hayata fışkırırken arasından geçtiği mutsuzluklara sürtünerek yarattığı kıvılcımlar, ıssız ve mahzun bir sahilde birden patlayan havai fişekler gibi şaşırtıcı ve sevindirici oluyordu…”
"Bir keresinde Osman'a, 'Eğer hayatım, kırılacak bir eşya, bir bardak ya da bir vazo, ne bileyim öyle bir şey olsaydı eğer, bunu tutması için Hediye'ye verirdim,' demişti, 'ondan başka herkes, bir dalgınlık anında onu bir yerde bırakabilir, düşürebilir, bir acı duyduğunda elinden atabilirdi ama o, hiçbir zaman, hiçbir şartta onu elinden bırakmazdı…"
“Sahiciliğinden hep gizli gizli şüphe duyduğu kindar bir kızgınlığın kendisini terk etmesinin ferahlığının bir arada, birbirine karışarak ortaya çıkması, her an rengini değiştiren bir bukalemunu yakalamaya çalışan bir çocuk gibi onu ürkütüp yormuştu…”