Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
“Uzun zaman kapalı kalmış coşkunun hayata fışkırırken arasından geçtiği mutsuzluklara sürtünerek yarattığı kıvılcımlar, ıssız ve mahzun bir sahilde birden patlayan havai fişekler gibi şaşırtıcı ve sevindirici oluyordu…”
"Bir keresinde Osman'a, 'Eğer hayatım, kırılacak bir eşya, bir bardak ya da bir vazo, ne bileyim öyle bir şey olsaydı eğer, bunu tutması için Hediye'ye verirdim,' demişti, 'ondan başka herkes, bir dalgınlık anında onu bir yerde bırakabilir, düşürebilir, bir acı duyduğunda elinden atabilirdi ama o, hiçbir zaman, hiçbir şartta onu elinden bırakmazdı…"
“Sahiciliğinden hep gizli gizli şüphe duyduğu kindar bir kızgınlığın kendisini terk etmesinin ferahlığının bir arada, birbirine karışarak ortaya çıkması, her an rengini değiştiren bir bukalemunu yakalamaya çalışan bir çocuk gibi onu ürkütüp yormuştu…”
Puan vermedi·524 syf.··
2025 13. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 09:45
Romanı itiraf ediyorum sıkılarak okudum ama kitabın "müze"sinin olması fikri inanılmaz sıcak geldi bana Normalde kitaplar bize hayali dünyalar kurar; romanı kapattığın anda o dünyada kapanır. Ama bu kitap bittiğinde kendimi Çukurcuma’daki o “binada" buldum Hikayenin içine bizzat "fiziksel" olarak girdim Füsun’un sigara izmaritlerinden, vitrindeki küçük objelere kadar her şey öylesine gerçekti ki, romanın sayfalarında boğulduğum ayrıntılar müzenin odalarında gördüğüm anda beni heyecanlandırdı Hatta izmaritleri görünce aklımdan “Kazadan ölmeseydi Fisun, muhtemelen sigaradan giderdi” diye geçirdim Roman beni pek cezbetmese de, müzesi büyüledi. Çünkü müzede kurmaca ile gerçeklik birbirine öyle güzel karışmış ki bende hikayenin bir parçası oluverdim Bir romanı okumak başka, aynı romanın içine yürüyerek girmek bambaşka bir deneyimmiş
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,6bin okunma
Kelimeler artık cümle içerisinde kullanılmadıklarından, vakur bir sessizlikle kaderlerini bekliyorlar…Globalleşen dünyanın, yeniden hiyerogliflere dönüşünün arifesinde, son bir suni teneffüs bizimkisi…Emoji devri yaklaşıyor.. Hayatlarımız kelimeleri şekillendiriyor. Gereksinim duymadığımız kelimeler ölüyor, gereksinim duyduğumuz yeni kelimler (emoji, caps ve gif’ ler) doğuyor. Fakat belki, henüz ölmeden evvel kelimeler de hayatımız şekillendirebilir mi? “Hemdem” kelimesini öğrendiğimizde bir insanın yaşadığı boşluk duygusu, o ana kadar tatmadığı bir özlemi yaratabilİr mi? Bir ihtimal olsun, kelimeler de hayatımızın rotasını değiştirebilir mi? Arzularımızı, gayelerimizi, önceliklerimizi sorgulatabilir mi? Sanki böyle bir ihtimal var. Çünkü bazı kelimeler bugüne kadar kullanıldıkları tüm cümlelerden, tarif ettikleri tüm duygulardan, onları telaffuz eden tüm insanlardan bir şeyler biriktirmiş ve daha önceden hiç duymamış olsak da, unutmuş olsak da gönlümüzden derinliklerinde bir şeyleri sızlatıyor. Bu sızı bir umuttur!