Keşke işlediği her günah kesin, gecikmesiz cezasını da beraberinde getirseydi, böylesi çok daha iyi olurdu. Ceza görmekte kişiyi arındıran bir şey vardı. İnsanın adil bir tanrıya yönelttiği dua, "Günahlarımızı bağışla." değil de, "Hatalarımız için bize ceza yolla." olmalıydı.
Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu. Bunu yapmamalıydı.
Sonunda şöyle sordum: "Bütün gün bekleyeyim mi?"
"Evet," dedin ve arkanda hazır bulunan, seni bekleyen topluluğa doğru döndün. Cevabın anlamı şuydu ki, hiç gelmeyecektin ve bana verebileceğin tek taviz, bekleme izniydi.