Sınavlar bizim bilmek durumunda olduğumuz şeyleri ölçmekten çok, bize eğitimin diğer alanlarında sunulamayan (veya sunulan da olabilir) bir şeyleri öğretmekle ilgilidir. Bunların ne olduğunu anlamak için toplumumuzda iktidarın ana kumandasını kontrol eden kapitalist sınıfın eğitim sisteminden istediği şeyin ne olduğunu incelememiz gerekiyor. Burada kapitalistlerin, kendi işlerinin yürümesi ve serpilmesi için gereken bilgi ve becerileri genç insanlara sağlayacak bir eğitim sistemine ihtiyaç duyduğu açık. Fakat bununla birlikte kapitalistlerin bu bilgi ve beceri deposundan kolaylıkla nemalanabilmelerini sağlayacak inançları, tutumları, duyguları ve bunlara eşlik eden alışkanlıkları gençlere aşılayacak okullar arzu ettikleri de bir gerçek. Ve bütün bunlara sadece kârlarını azamileştirmek için değil aynı zamanda bu kârları kendilerine çekmelerini mümkün kılan toplumsal, ekonomik ve hatta siyasal koşulları ve bunlara eşlik eden süreçleri yeniden üretmeyi kolaylaştırmak için de ihtiyaç duyarlar. Bu süreçlerdeki rollerini iyice hatmetmiş ve kabullenmiş işçiler, tüketiciler ve yurttaşlar olmadığında kapitalist sistem bir bütün olarak tıkanır. İşte sınav kültürü burada, özellikle de kapitalist hâkimiyetin davranışsal ve tutumsal ön gerekleri uyarınca, vazgeçilmez hale gelir.