bir şirketin başarısı çalışanlarının mutluluğuyla değil de banka hesabındaki liralarla ölçülüyorsa, bir türün evrimsel başarısı da DNA kopyalarının sayısıyla ölçülür
Eller gidiyor aya biz kaldık yaya
Gaflet günah artırır. Her mazi de tartılır. Özlü ve güzel öğüt verici sözlerle tüm okuyucularıma merhaba
Sevgili dostlar yaşadığımız olaylardan basında ve sosyal paylaşım ağlarından okuyarak tecrübe edindiğimiz veya üzüldüğümüz bir kısım olumlu olumsuz haberlerden etkilenerek kaleme aldığım bu yazımda siz değerli takipçilerimle bir araya gelmek beni çok mutlu etmektedir.
Dün neydik bugün neyiz, yarın ne olacağız? Konularında birazcık kalemimle dertleşmek istedim.
Ülkemizdeki şu durum beni çok üzmektedir. Rakı masasında oturanlar kendilerini bilgin, başında sarıkları olanlar kendilerini alim, karşısındakini kandıranlar kendilerini uyanık zannediyorlar.
Gelenek göreneklerimize sahip çıkmadığımız gibi insanı geliştirecek; okuma alışkanlığına, sosyal, kültürel açıdan gezmelere kendimizi kapatmış durumdayız. duyduklarımızla yaşayıp, hayat tecrübesini unutmuş durumdayız.
Şimdi sizlerle Hazreti Ömer’in adil ve adaletli davranışı ile ilgili güzel bir örnek hikaye’yi paylaşmak istiyorum. Hazreti Ömer halifeliği’nde devlet işleriyle ilgili hazine hesaplarını yaparken o dönemde sahabelerden birisi Hazreti Ömer’in yanına gelir. Hazreti Ömer misafirlerini karşılar devlet işini yaptığı odadaki mumu söndürüp kendi parasıyla aldığı mumu yakarak Misafirlerini ağırlar. Bunu gören Sahabe Hazreti Ömer’e sorar diğer mumu niye söndürdünüz, diğer mumu niye yaktınız? der bunun üzerine Ömer şu cevabı verir: devletin işleriyle uğraşırken devletin malını kullandım beni görmeye gelen konuğum için ise kendi cebimden aldığım mumu kullandım. devletin malını kendi özel işlerinde kullanmak haksızlık olacağını bildiğim için böyle yaptım der Bu kadar hassas ince düşünen bir topluluğun torunları olmaktan gurur duyuyorum ve lakin hayat